DENEMELER

YİNE BAHAR KAPIMIZDA

29 May , 2014  

Bize yine hüzün mü var bu bahar?

Yine bir bahar var kapımızda. Yaşanacak taze günlerin mis kokusu geliyor çok yakınlardan. Gerçi biraz bahar yorgunluğu da yok değil ama masmavi gökyüzünü, renkli renkli çiçekleri, parlak güneşi ve cıvıl cıvıl insanları görünce diriliyor adeta insan. Ne dert, ne tasa ne de keder kalıyor geride. Hani vardır ya; “”Huz ma safa, da’ ma keder”” (Sana safa (huzur ve sevinç) veren şeyi al, üzüntü ve keder veren şeyi de bırak). İşte ben de baharı seçiyorum bu sebeple. Çünkü bana huzur ve sevinç veriyor.
Ense karartmak benim işimdir aslında, lakin bu havalar izin vermiyor buna. Orhan Veli de öyleymiş, “Beni bu güzel havalar mahvetti” diyenlerdenmiş. Bizi de mahvetmez inşallah. Aslında her şey insan için. Allah’ın yarattığı hiç bir şey salt olarak insana zarar vermez, mahvetmez. Lakin insan onu nasıl anlarsa, nasıl uygularsa, nasıl kullanırsa ona göre sonuç alır. Güzel hava da mahveder insanı o zaman, kötü hava da. Bu arada kış ayı alınmasın. Sanki onu kötü kategorisine yerleştirmiş gibi olduk. Lakin öyle değil, kim sevmez ki kar topu oynamayı, mis gibi yağmurun altında ıslanmayı, soğuktan ilikleri donarken sıcak bir salep ile keyif yapmayı… Herkes sever. Yeter ki gerektiği gibi bakmayı, yaşamayı bilsin.
Koskoca bir kış mevsimini kalp kırıklıkları ile geçirdiyseniz eğer ilk baharın bir başka anlamı vardır sizin için. Arabesk takılmayı severiz biz toplum olarak. Acıların çocuğuyuzdur hepimiz bir yerde. İnsanın içi acıyınca kâinat da ağlarmış. Aynen öyle kâinat da ağladı koca kış boyunca. İçimiz gülünce de kâinat da güler. Şimdi ise gülme zamanı, dirilme zamanı. Her dirilişin gülerek olması temennisi içindeyiz.
***
Müziksiz dans edilmez. İlkbaharın müzikleri de ilkbahara özgü olmalı. Baharın dansı da bahara özgü çünkü.
Allah’a şükran ve minnettarlığımız had safhada olur bu mevsimde. Sonra bu şükrün ve bağlılığın sevinciyle dolar içimiz. İnsan sevinince de yerinde duramaz. Hareketlenir. O sebeple baharın müziği de hareketli olmalıdır. Kuşlar bile daha bir iştiyakla, ahenkle, sevinçle cıvıldamıyorlar mı bu günlerde? Kâinatın konserinin en canlı notaları bu mevsimde seslendiriliyor olmalı o halde.
***
Dünya dönüyor, güneş dönüyor, Samanyolu dönüyor nihayetinde… Dönüyor ama yerinde durmuyorlar bu arada. Binlerce kilometre hızla, ışık yıllarına meydan okuyorlar… Biz dingin ve huzurlu dünyamızda keyfimize bakarken, dünya ise bizi ahirete götürüyor şimşek hızıyla. Ahirete giderken helezonik bir ritimle baki alemlerin sınırlarını çiziyorlar. Sınırsızlığın ve sonsuzluğun etrafında daireler çiziyorlar. Sınırsızlığın sınırlarını nasıl çizebilirler ki? Ancak bir kudreti sonsuzun, ufku sınırsız olan bir Yaratıcı’nın direktifleriyle bunu başarabilirler. Evet O, kudret elinde birer tesbih tanesi misali küreleri, galaksileri kolaylıkla çeviriyor ve her şeyi ihata ettiği gibi sonsuzluğu da ihata ediyor, kuşatıyor ve çevrelettiriyor adeta.
Felsefede meşhurdur ki; bunu ancak aşkın bir kuvvet başarabilir. Kâinatı, kâinatları aşkın bir kuvvetin işi olabilir ancak bu. Ancak küreleri kontrol eden bu Zât aynı zamanda zerreleri de kontrol ettiğinden aşkın olması yetmez, aynı zamanda kâinata, kâinatlara içkin olması lazım. Yani hem transcendent (aşkın) hem de immanent (içkin) olmalıdır. Allah’tan başka hem kâinatı kuşatan hem de bizzat onun içindeki zerreciklere hükmeden, “kürsüsü yer ve gökler olan”, “insana şah damarından daha yakın olan” var mı?
***
İnsanın elindeki en büyük nimetlerden biridir şuur. Neden mi? İnanmak nimetini bize sağlar çünkü. Şuursuz “inanmak” olmaz. Şuur sahibi olmadan da “inananlardan” olunmaz.
İnanmayı bir mağlubiyet, bir teslim-i silâh sayan modern çağın “bilimselleri” inanmanın mantığını anlasalar, inanmanın bir akıl işi, şuur işi bir kalp işi olduğunu bilseler söylediklerini geri alacaklardır.
***
Ense karartmaya gerek yok. Zira her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır. Evet her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır. Hem de umut güzel şeydir. Hiçbir şeyiniz kalmadığı zamanlarda bir şeyiniz olur umut. Dedim ya umut güzel şeydir. Onu onsuz kalanlar anlayamaz. Onu ona sahip olanlar bilebilir ancak.
The Cranberries’in anjelik sesli Dolores’i, Animal Instinct adlı parçalarında ne vakit “Gerçekliği değiştireceğiz!” (We will change reality!) diye haykırsa işte o zaman aklıma umut gelir.
Realiteler acımasızca kıskacına aldığında insanı “biz realiteyi değiştireceğiz” diye haykırabilmektir umut.
Umutla kalın…

Bu yazı Genç Yaklaşım Dergisi’nde yayınlanmıştır.

, ,


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar