SEYAHATLER

ÜRDÜN SEYAHATİ

8 Haz , 2014  

Ürdün sınırında aracımızı didik didik ediyorlar. İstihbarat tarafından da bir güzel sorguya çekiliyoruz. Üstelik sanki bir suç işlemişiz gibi başımıza bir de silahlı adam dikiyorlar. Halbuki sınırda nereye kaçabilirdik ki!

307104_10150377305597620_1278504135_n Her neyse daha sonra istihbarattan üst düzey olduğu anlaşılan bir görevli gelip, meramımızı da anlatınca bizi salıvermeye karar veriyorlar. Ama tam 5 saatimiz de sınırda geçiyor bu arada. Görev yazıları olmasına rağmen tahkikatlar zaman alıyor, yine de bu zulümleri sineye çekip sabrediyoruz. Amman’a ancak gece yarısı varabiliyoruz. Orta Doğu’da gece yolculuk yapmamız doğru olmayacağı için hemen ilk bulduğumuz otele yerleşip dinleniyoruz.

Ürdün ruhtan yoksun bir ülke. Ürdün Haşimi Krallığı halkın belini bükmüş. Benzin istasyonunda sohbet ettiğimiz birisi: “Sizin ülkeniz ne güzel. Orada hürriyet var. Halbuki bu krallar bizim boğazımızı sıkıyorlar” diyordu ve her şeyin yasak olduğundan ve kısıtlandığından yakınıyordu.

Şimdilerde işte bu yakınmanın tezahürlerini görmek oldukça şaşırtıcı… Zira Arap milletleri artık boğazlarını saran bu istibdat ve baskı rejimlerinden yaka silkmeye başladı… Sebebi veya saiki her ne olursa olsun Arap topraklarını saran özgürlük dalgasının bu milletlerin geleceklerini parlatacağına ve onları ilerleteceğine inanıyoruz…

388634_10150377305302620_1901908854_n

Bu arada, aslında spekülatif bir ülke olan Ürdün hakkında bir tarihi bilgi sahibi olmak gerekiyor. Zira nasıl bu noktaya geldiğini anlamak için bu önemli. Ürdün’ün tarihi çok eski devirlere dayanır. Bölgede kurulan ilk devletler arasında Gilead, Amman, Moab ve Edom yer alır. M.Ö. 13. asırda bölgeye İsrailoğulları hakim oldu. Bu hakimiyete M.Ö. 721’de Asurlular tarafından son verildi. Asur egemenliği Medlerin M.Ö. 612’de devleti yıkmasıyla sona erdi. M.Ö. 587’de bölge Babil hakimiyeti altına girdi. M.Ö. 332’de Büyük İskender bölgeyi ele geçirdi. Daha sonra bölge sırasıyla Ptolemaios ve Selevkosların hakimiyeti altına girdi.

M.Ö. 64-63 yılları arasında ise Romalılar bölgeyi ele geçirdi. Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra bölge Bizans’ın elinde kaldı. Bugünkü Ürdün toprakları Hazret-i Ömer zamanında Müslümanlar tarafından fethedildi ve halkın çoğu İslam dinine girdi. Sırasıyla Emevi, Abbasi, Selçuklu, Eyyubi ve Memluk hakimiyetine girdi. Ürdün, Yavuz Sultan Selim Han (1512-1520) zamanında Osmanlı Devletinin bir parçası oldu (1516).

Birinci Cihan savaşı sonunda, 400 seneden beri Osmanlı adaleti altında yaşayan Ürdün, 1920’de İngiltere’nin manda yönetimi altına girdi. 1921’deEmir Şerif Abdullah, Ürdün Nehrinin doğu tarafındaki topraklarda yarı bağımsız bir emirlik kurdu. Bu topraklar Filistin’in üçte ikisini ihtiva ediyordu. İngiltere 1946’da Londra Antlaşması kararları gereğince Ürdün’ün bağımsızlığını tanıdı. Siyonistler ve Araplar o zamanlar İngiliz mandası altında olan Filistin üzerinde hak iddia ediyorlardı.

391206_10150377291197620_2101086009_n

İngiltere, Filistin’i paylaştırma planını BM’ye götürdü. Plan Arap Devletleri ve Filistinliler tarafından reddedildi. Mayıs 1948’de manda rejimi sona erdiğinde, Ürdün ordusu İsrail Devletiyle Arap devletleri arasındaki savaşta Filistinlilerin yardımına geldi. Ürdün, Kudüs şehrini ve Ürdün Nehrinin batı tarafındaki toprakları işgal etti. Melik Abdullah, işgal edilmiş toprakları 1950’de Emirliğine resmen ilhak etti. Fakat 20 Temmuz 1951’de Emir Abdullah Kudüs’te İngilizlerin kiralık katilleri tarafından şehit edildi. Yerine oğlu Talal geçti. Fakat Talal hasta olduğundan tahtını ve tacını oğlu Hüseyin’e terk etti.

Emir Hüseyin Mayıs 1953’te göreve başladı. Ürdün, 1967 Arap-İsrail savaşında, 1948’de kazandığı toprakların hepsini kaybetti. 6.000 kişi kayıp verdi. Savaşın sonunda Ürdün ekonomisi çöküntüye girdi. Bu arada 1964’te kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), İsrail’e karşı yaptığı operasyonlarda Ürdün’ü ana üs seçmişti ve devlet içinde devlet olma tehlikesi gösteriyordu. FKÖ’nün İsrail’e yaptığı saldırılar, İsrail’in Ürdün’ü büyük zararlara sokan misillemeler yapmasına sebep oldu.

1971’de Emir Hüseyin Arap ülkelerinin kınamalarına rağmen FKÖ’yü ülkeden çıkardı. Ürdün 1973-1974 Arap-İsrail savaşına katılmadı. Fakat 1978’de Mısır-İsrail Camp David Antlaşmasını reddetmede Arap ülkelerinin çoğuyla birleşti. Ürdün, Mart 1979’da Mısır ile diplomatik ilişkileri kesen ilk Arap ülkesi oldu. Bu politikasını 1984’ten sonra değiştirdi. 1980’de başlayan İran-Irak savaşı sırasında Ürdün, Irak’ın başlıca silah kaynağı oldu. 1989’da Irak’ın Kuveyt’i işgaline karşı çıkan Ürdün, Amerika’nın Irak’a karşı harekette bulunması üzerine de Irak’ı destekledi. İşte Arap dünyasının gizemli çocuğu Ürdün’ün genel tarihi bu şekilde. Su sıralar Kral Hüseyin’in genç ve batı zihniyetli oğlu 2. Abdullah tarafından yönetilmekte olan ülkenin yaklaşık 6 milyonluk bir nüfusu bulunuyor. Ülke parlamenter sisteme dayalı bir krallık olarak yönetiliyor. Bu sebeple ülkenin tam adı da Ürdün Haşimi Krallığı zaten. Yani Haşimi hanedanının ülkesi olarak nitelenebilir. Ürdün, kuzeyden Suriye, doğudan Irak, güneyden Suudi Arabistan, güneybatıdan Kızıldeniz, batıdan da Filistin (İsrail) ve Lut Gölü ile çevrili. Bu sebeple de siyasi açıdan çok önemli bir yeri var.

379640_10150377302657620_2070070329_n

Amman tarih sürecinde birçok medeniyetin mirasını edinmiş bir şehirdir. İÖ 13. yüzyılda Amman, Rabbath-Ammon olarak anılıyordu. İleriki uygarlıklar tarafından da bu isim kullanılmaya devam edildi ta ki Helenistik dönemde Ptolemy 2. Philadelphus tarafından Philadelphia olarak yeniden adlandırılıncaya dek. Amman bugünkü adını Ghassanian dönemde aldı. Ürdün’ün başkenti Amman, eski ve yeninin karışımıyla, çöl ve verimli Ürdün Vadisi arasında oluşuyla karşıtlıkları yansıtıyor. Oldukça modern binalar, oteller, şık restoranlar, sanat galerileri ve butikler, geleneksel kahveler ve küçük zanaat dükkânları şehrin ticari kalbinde yer alıyor. Geçmişten gelen kanıtlar her yerde görülebiliyor. Refah seviyesinin yüksek oluşu Ürdün nüfusunun neredeyse yarısının Amman’da bulunmasına sebep olmuş. Yerleşim yerleri, sokaklar ve bulvarlar etrafında şık görünümlü beyaz renk ağırlıklı evler inşa edilmiş. Belediye yasalarına göre her binanın yerel taşla kaplanması bir zorunluluk.

Amman turizmi genel olarak geleneksel renkli bir pazar olan eski Souk (çarşı) ve Kral Hüseyin müzesinin de içinde bulunduğu eski çarşı alanı etrafındadır. Balad olarak anılan çarşı alanının etrafı yerleşim yerleriyle çevrelenir. Değişikliklere rağmen eski karakteristik özelliklerini hâlâ taşır. Eski şehrin izlerini arayanlar için en iyi yer Amman Tepesi’nin doğu kısmıdır. Citadel Tepesi yüzyıllar öncesinden hem asker hem de dini miraslar barındırır. Geçmişi Eski Roma ve Bizans dönemlerine kadar uzanır. Daha sonraki eserler de İslam dönemine ait. Citadel aynı zamanda Roma İmparatoru Marcus Aurelious döneminde inşa edilen Herkül Tapınağı’na da ev sahipliği yapmış.

376965_10150377292257620_1728036247_n

Amman yedi tepesiyle Roma’ya benzemesinden dolayı Roma askerleri ve yöneticileri için çok önemliydi. 6000 seyircilik Roma Tiyatrosu Ürdün’ün en büyüğü olma özelliğini taşır. İ.S. 138 ve 161 yılları arasında Roma İmparatoru Antoninus Pius tarafından inşa edildiği düşünülüyor. Günümüzde de spor ve kültürel etkinlikler için kullanılmaya devam ediliyor.

Amman, Ortadoğu’nun en görkemli camilerine de ev sahipliği yapar. 1983 ve 1989 yılları arasında yapılan Kral I. Abdullah Camii en büyük olanıdır. Şehrin en yüksek noktası olan Ashrafieh’de bulunan Ebu Derviş Camii en ilginç cami olarak görülür. Cami, Ürdün’e özgü siyah beyaz dama deseniyle kaplı. Oldukça uzak mesafeden de fark edilebilen caminin iç kısmında ise dış yüzeyinin tersine siyah beyaz renkleri kullanılmamış. Bunun yerine açık renkli duvarlarda İran halıları bulunuyor.  Amman’a sadece 45 dakika uzaklıkta görülebilecek önemli yerler bulunuyor. Arapça da “Al-Maghtas” olarak anılan Ürdün Nehri üzerinde Hz. İsa’nın vaftiz edildiğine inanılıyor. Nebi Dağı ise İncil’e göre Hz. Musa’nın öldüğü yerdir.

Yakın doğuda görülebilecek en önemli ve en iyi şekilde korunmuş Roma şehri Ceraş,  Amman ve Akabe arasında kalan tarihi bir bölge. Burada plajların yanı sıra Kızıldeniz’e açılan gemiler için bir liman da bulunur. Eşine rastlanmayan kaya oluşumlarının görülebileceği Vadi Rum ise, “Arabistanlı Lawrance”, “Kızıl Gezegen” gibi filmlere set olarak kullanıldı. Belki çok yakın değil, aradaki mesafe 260 km. ancak Amman’a geldiyseniz bu yolu göze alıp Petra’ya gitmelisiniz. Dünyanın 7 yeni harikasından biri kabul edilen “Saklı Şehir”, kayalara oyulmuş “Hazine”si ve “El Deir”i ile bir şaheser.

, , , , , , ,


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar