312854_10150376710272620_1817231868_n

SEYAHATLER

SIRBİSTAN SEYAHATİ

31 Oca , 2015  

BELGRAD 

Zigetvar’dan sonra, artık daha batıya gitmeden yönümüzü güneye Timeşvar yakınlarından NoviSad üzerinden Belgrad’a doğru yönlendiriyoruz. Sırbistan’a geçtikten sonra, iki ülke arasında, yani Sırbistan ile Macaristan arasındaki gelişmişlik farkını yakından görüyoruz. İç savaşlarla çalkalanan Sırbistan halkı, yanı başlarındaki Macarlara göre daha kötü şartlarda yaşamak zorundalar.

Sırbistan’da iç siyasî sorunlar henüz bitmiş değil. Bilmeyenler için kısaca özetleyelim: Sırbistan-Karadağ eski Yugoslavya’nın bir arada kalan iki parçası olan Sırbistan ve Karadağ arasında, önce 1992’de Yugoslavya Federal Cumhuriyeti adıyla oluşturdukları, ancak bu tanımın uluslar arası camiada kabul görmemesi üzerine, 4 Şubat 2003’de resmen benimsedikleri birliğin adıdır. Bu birlik içindeki iki ulusal oluşumu teşkil eden Sırbistan (başşehri Belgrad) ve Karadağ (başşehri Podgorica) pek çok alanda kendi politikalarını belirleme serbestliğine sahiptirler. Sırbistan-Karadağ’ın ayrıca yakın zamana kadar iki otonom bölgesi vardı. Bunlar Voyvodina (başşehri Novi Sad) ve Kosova’ydı. 21 Mayıs 2006’da Karadağ’da yapılan bağımsızlık referandumunda Karadağ halkının % 55,5’lik kısmı bağımsızlık istedi. Sonuçta da Sırbistan-Karadağ, Sırbistan ve Karadağ diye resmen ikiye bölündü. 3 Haziran 2006 günü Karadağ resmen Sırbistan-Karadağ’dan ayrılıp bağımsız bir devlet olmuştur. Sırbistan hükümeti ise, Sırbistan-Karadağ’ın yasal ve siyasî halefi olduğunu ilân etmiştir. Son olarak da 17 Şubat 2008’de Kosova da tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti. Kosova’nın bağımsızlık ilanı elbette Sırbistan’ın işine gelmedi ancak onlarca ülke Kosova’yı tanıdı. Böylece eski Yugoslavya’nın son bölünen parçası Kosova oldu.

312854_10150376710272620_1817231868_n

Biz de böyle karışık bir bölgede önce Belgrad’a, oradan da Kosova’ya geçmek niyetindeydik. Belgrad’a Sırbistanlılar Beograd diyorlar. İngilizce söylemiyle ise, Belgrade olan şehrin adı bize de Belgrad olarak geçmiş. Şehir, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği platoda kurulmuş. Orta ve Batı Avrupa’yı Ön Asya ülkelerine bağlayan ana yollar Belgrad’dan geçer. Bu sebeple eskiden beri önemli bir yerleşim merkezidir. Avrupa ve Ön Asya’nın endüstri ve ticaret bölgelerinin de kavşak noktası olması dolayısıyla önemlidir. Ayrıca önemli tarihsel yolların kesişme noktasıdır. 1389 Kosova Muharebesi’nden sonra Osmanlıların nüfuz sahasına giren Sırp Devleti, başşehrini Belgrad’a nakletti (1404). Ancak artan Osmanlı baskısıyla şehir Macarlara bırakıldı. Osmanlılar Belgrad’ı ilk kez II. Murat zamanında (1441) kuşattılar. Ancak II. Murat’ın da katıldığı altı ay süren kuşatma başarılı olmadı. Belgrad ikinci kez Fatih Sultan Mehmet tarafından 1456’da kuşatıldı. Vidin’deki Osmanlı donanması Belgrad önlerine geldi. Ancak ordunun yağmaya erken başlaması ve dağınık olması yüzünden başarı sağlanamadı. Osmanlı ordusu geri çekildi ve kuşatma kaldırıldı.
2. Belgrad seferi Kanunî dönemindedir. Kanunî Sultan Süleyman, 1 Ağustos 1521’de Belgrad önlerindeki ordugâha geldi. Günlerce süren savaştan sonra 8 Ağustos’ta Belgrad alındı. Kanunî, 30 Ağustos’ta Belgrad’a girdi ve şehrin en büyük kilisesini camiye çevirdi. Ayrıca Belgrad’ın imarını emretti. Osmanlı hâkimiyetindeki Belgrad, 16. ve 17. yüzyıllarda giderek gelişti, aynı zamanda önemli bir askerî üs ve ticaret merkezi oldu. 2. Viyana Kuşatması yenilgisini fırsat bilen Avusturyalılar, Belgrad’a kadar ilerlediler ve Osmanlıların toparlanmasına fırsat vermeden şehri kuşattılar. Belgrad Kalesi, 8 Eylül 1688’de Avusturya’nın eline geçti. Osmanlıların yoğun baskısıyla şehir geri alındıysa da, tahribatın boyutları çok büyüktü. Osmanlı kısa sürede şehri imar etti, fakat 1717-1739 ve 1789-1791 yılları arasındaki Avusturya saldırıları ile yeniden tahrip edilmiştir. Belgrad dönem dönem Avusturya’ya (Pasarofça Antlaşması), dönem dönem de Osmanlı hâkimiyetine girmiştir (Ziştovi Antlaşması).
Sırplar Kara Yorgi önderliğinde tarihe Sırp İsyanı diye geçen isyanı başlattılar. Rusların desteklediği Kara Yorgi 13 Aralık 1806’da Belgrad’a girdi. 1812’de Osmanlılar Sırbistan’ı tanıdıysa da 1813’de Rusya’nın Napolyon’la savaşmasından yararlanarak Belgrad’ı yeniden aldı. 1521’de Kanunî döneminde Osmanlı topraklarına katılan Belgrad, 1878 Belgrad Antlaşmasına kadar Osmanlı’da kaldı. Bu tarihten sonra Sırbistan istiklâlini kazandı ve Belgrad başşehir oldu. Bugün hâlâ Belgrad’da Türk tarihinin ve kültürünün izlerini görmek mümkün. Osmanlılardan kalma Bayraklı Camii bugün hâlâ Belgrad’daki Müslümanlara hizmet veriyor. Ancak defalarca yıkılıp yeniden imar edilen bu güzide şehir, Prag, Viyana ve Budapeşte gibi mimarîsi ile değil, derin tarihi, kültürü ve insanları ile ilgiyi çekiyor.
Belgrad, 1. Dünya Savaşı’nda Avusturya’nın işgaline uğradıysa da Sırpların mücadelesiyle Sırbistan’a başşehirlik yapmayı sürdürdü. 2. Dünya Savaşı’nda üç gün devam eden ve 20 bin sivilin ölümüne sebep olan Alman hava bombardımanı şehri harap etti. 1944’de Yugoslav partizanların yardımıyla Talbuhin’in Sovyet birlikleri tarafından kurtarıldı.

320601_10150376710582620_155463410_n

2. Dünya Savaşı’ndan sonra sanayileşme sebebiyle kırsal kesimden aldığı göç, şehrin nüfusunu hızla arttırdı. Günümüzde şehirde oturanların çoğu Sırptır, en büyük azınlıklar Hırvatlar ve Karadağlılardır.
Belgrad günümüzde bir sanayi merkezidir. Makine aletleri, motorlu araçlar, elektrik donanımı, dokuma ve yapı malzemeleri üretilir. Yugoslavya’nın en büyük ticaret merkezi olarak dış ticaretin yarıdan fazlasını elinde tutar.
Belgrad beyaz şehir olarak da bilinir. Çok soğuk olmasıyla ünlüdür. Bu sebeple, sıcacık kahve ve et suyu çorbaların bolca tüketildiği bir yerdir. Yazın ortasında da gitseniz, Belgrad’da Doğu Avrupa’nın bir çok şehri gibi hava kapalı ve serindir. Nitekim biz oradayken, kapalı bir hava ve yağmur bile vardı. Kalemegdan (Kale Meydanı) şehrin en önemli tarihî mekânıdır. Zaten şehir de esasında bu burun etrafında gelişmiştir. İsmi, aynen Türk hakimiyeti zamanında olduğu gibi, muhafaza edilmiştir. Burada bir türbe ve eski mescid de bulunmaktadır. Tuna’nın en yeşil manzaralarını, yine bu Kalemegdan üzerinden seyretmenin keyfine varabilirsiniz.
Canlılığın ve hareketliliğin sembolü olan Belgrad Avrupa’nın en eski kentlerindendir. Belgrad, tarihi birikimlerinde devamlılık yakalayamamıştır. Ancak, kentte çok sayıda tarihi iz ve doğal unsurlar bulunmaktadır. Özellikle sayısız mimari ve tarihi önemi büyük evler görenleri etkilemektedir. Eski Saray (the Old Palace), Belgrad Kent Meclisi’ne ev sahipliği yapar. 1882 ile 1884 yılları arasında inşa edilen bu yapı, Türk dönemine ait muhteşem oyma tavanlarıyla dikkatleri çeker. Belgrad’da çok sayıda anıt bulunur. Macar Devleti’nin kuruluşunun 100. yıl dönümü anısına 1896 yılında inşa edilen Bin Yıl Anıtı (Millenary Monument) bunlardan biridir. Macarlar tarafından yapılan bu tarz anıtlar, kentin diğer bölümlerinde bulunmaktadır. Kentin dört bir yanına dağılmış yaklaşık 300 anıt bulacaksınız. Belgrad’da 65 halk parkı ve 40’ın üzerinde suyu içilen çeşme bulunur. Kalemegdan, Pionirski, Tašmajdan, Karađorđev ve Gradski Parkları, kentin en ünlü parklarındandır. Kalemegdan, kentin en büyük ve en güzel parkıdır. Bu parkta çok sayıda anıt, Askeri Müze, Belgrad Hayvanat Bahçesi, Cvijeta Zuzorić Sanat Evi, Belgrad Kültür Koruma Enstitüsü, bir lunapark ve Belgrad Hisarı bulunur. Burada yer alan hisar, Sava ve Tuna Nehirlerine yukarıdan bakar. İki nehir hisarın dibinde birleşir. Nikola Tesla Müzesi ve Ulusal Müze, Belgrad’ın en iyi iki müzesidir. Sava ve Tuna Nehirlerinin toplam 20 km’lik kıyıları kent sınırları içerisinde uzanmaktadır. Bu bölümde, 16 ada bulunur. Ada Ciganlija, Veliko Ratno Ostrvo ve Gročanska ada, bu adaların en popüleridir.

378950_10150376709867620_515344967_n

Belgrad, Sırbistan’ın kültür ve sanat başkentidir. Tiyatrolar müzik ve kültür merkezleri, galeriler, kütüphaneler, konserler ve diğer kültürel etkinlikler, Belgrad’ın zengin kültürel birikimini meydana getirir. Kent, ülkenin en önemli sanat ve kültür kurumlarına ev sahipliği yapar. Ulusal Tiyatro, Sanat Üniversitesi, Sırbistan Sanat ve Bilim Akademisi ve Sırbistan Ulusal Kütüphanesi, bu kültürel merkezlerden birkaç örnektir.

, , ,


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar