İSTANBUL
Â
Hiçbir ÅŸeyi sevmedim İstanbul’u sevdiÄŸim kadar.
UÄŸruna İstanbul’dan bile vazgeçtiÄŸim bir güzel var.
Kız kulesine mahkum etse de aşkı o güzel.
O zindanda kalırım azat edene kadar.
Hiçbir ÅŸeyi sevmedim İstanbul’u sevdiÄŸim kadar.
UÄŸruna İstanbul’dan bile vazgeçtiÄŸim bir güzel var.
Kız kulesine mahkum etse de aşkı o güzel.
O zindanda kalırım azat edene kadar.
Â
Kararsa da akÅŸam vaktinde semalar
Ve saman alevi ansızın sönse de
Unutma geceleri de ateÅŸ yanar
Ve sönmüştür bin yıllık ateşler bile
Â
Ne var ki bu yerlerde sana kalan
Ve sona kalan bir hiç değil mi ki
Hiçlere talip olmak mıdır hakkın
Hem hakkın mı hiç yere kırmak beni
Â
Şimdi gel söndür ateşi
AkÅŸam da gel sabah da gel
Körükle aşk ateşini
Tam bin sene geçmeden gel
Â
Â
seni seveyim diye, kalbimi kalp eyledim
perhiz-i aÅŸk ile senelerdir bekledim
Â
ki istedim gelesin ve tek sen olasın
hissimi mecruh ettin, sen gelmedin
Â
bilemezdim uzak olacağını benden de
sebepler sükut etti, kudret geldi dile
Â
uçtu da can kuşu, konuverdi diyarına
kış etme ne olur, bırak bahar gelsin
Â
Mecnun, ben gibiymiş çöllere düşmüş
Ferhad bana benzer, dağları delmiş
Â
Bana yetişmez Kerem, Aslıyı kül etmiş
Güçsüz güçlüye benzer, teşbih böyledir
Â
Dün gece beni görmedin mi?
Sana göz kırpan yıldız bendim
Beni görmen için çırpındım
Tutunamadım o kayan yıldızdım.
Sabah pencerene geldim
Seni uyandıran bülbül idim.
Perdeni açtın, içeri girdim
Odanı aydınlatan güneş bendim.
Sen sahiden beni görmedin mi?
Bütün öğleden sonra sırtını dayadın bana
Bahçedeki koca çınar bendim.
Ne güzel uyudun kucağımda.
Sonra serince estim
Affet üşüdünse eğer.
İkindide esen rüzgar bendim.
Sonra bahçedeki koklaşmalarımız
Onları da mı unuttun?
Ben bahçendeki en güzel güldüm
Sen beni kokladın ben sana güldüm.
Hatırlamıyor musun sevdiğim?
Haftalarca bana dayanarak gezdin?
Hani ayağın incinmişti ya,
O dayandığın eski değnek bendim.
Â
***
Â
Artık sana çok uzağım.
Önce yıldızlara bakmaz oldun
Sonra o çalar saat uyandırdı seni.
Niye güneş görmez eve taşındın ki…?
Bahçedeki çınarı kestiler.
Cayır cayır yandı, biliyor musun?
Artık kimin kucağında uyuyorsun?
Rüzgar estiğinde pencereni kapama,
Koca dağlar düşüyor sanki kafama
O bahçedeki gül…soldu!
Niye sulamadın ki onu?
Ayağın iyileşmiş geçmiş olsun
Sen at o deÄŸneÄŸi, ambarda dursun.
Bunu da mı yapacaktın bana?
Ben sana pervane idim.
Dönerdim etrafında yana yana…
Sen ise ittin beni kenara.
***
Ah sevgilim!
Yine de vazgeçmedim sevmekten seni
Şöyle bir bak etrafına
Belki de görebilirsin beni…
Â
Bir ben var ki bilmediÄŸim bir yerlerde
Ben olmaya çalıştığım ıssız gecelerde
Bir ben ki:
Dalgaların durmadan aşındırdığı
Yonta yonta;
Yılların acıya alıştırdığı
Yıllar yılı arar dururum nafile
Aradığım ben bir yerlerde var, diye…
Â
bir yaşanmış an bıraktım
üstünde parmak izlerim
kanlı ellerim!
katilinim ben!
yaşatamadığım için
seni öldürmeliydim…
Â
Dert etme arkadaÅŸ
Akan su, doğan güneş bize yoldaş
Her karanlık gecenin vardır sabahı
Her hasretin elbet olacaktır vuslatı
Â
Ortalık zemheri ve karanlık
Ay ve yıldızlar sükut etmiş
Şafak vakti olur aydınlık
Gönül kederi kendine yoldaş etmiş
Â
Akan suların gelir sonu varınca denize
Kıyıda bir ceylan pınardan su içerken
Serin ve soÄŸuk hava girer genze
Ben ceylanın derdini huşuyla dinlerken
Â
Sonsuz olan sevgidir, sadece sevgi
Geri kalanların fanidir hepsi
Kulağıma gelen hoş bir ezgi
Derdimi iniliyor sanki
Â
Ezgiye şöyle kulağımı verdim
Kıyıdaki çiçeklerden bir demet derdim
Ceylanın kalbine giriverdim
Kalmadı artık kederim derdim
Â
Gözlerimi açtım baktım semaya
Ceylan başlamış bir güzel dansa
Sordum nedir bunun sebebi
“Gün doÄŸdu hasret bitti” dedi. Â
Â
Takvimler yirmiyi gösteriyor
Yirmi yaşın yirminci gününde
Yirminci günün yirminci saati
Herhangi bir gün işte, sıradan
Demek ki yirmi yıl geçmiş aradan
Â
Yirmi yaşında olan ben miyim?
Oysa ne deÄŸiÅŸti ki bende?
Bugün de aynısı var
Dün ne vardı ise serde
Â
Anladım!
Kırkıma gelsem de ben benim
Yaşlanan yalnızca tenim
Bana ‘büyüdün’ demeyin…
Â
Saatler hızla ilerliyor, tik tak.
Hadi, savaÅŸla savaÅŸ, durma da kalk.
Ne varsa yaşadığın, külli bayat.
Kır beynini tutan zinciri, kır at.
Zaman bir gemi, sen kaptanısın
Ulaşılmazlara yol almalısın…
Rüzgar lehine, tutan yok, demir al
Aklın kılavuz, imanın amiral
Ölümsüz besteni yaz buzlara
Sevgi çalsınlar, söyle şarkılara
Buz dağları eritirsin güneşle
Ve buz kalpleri, sıcak bir gülüşle
Varınca menzile, kır dümenleri
Bakma artık geri, yak gemileri
Arkanda ordu misali deniz var
Önünde de deniz gibi ordular
Zaman dursun şahit olsun yıldızlar
Muhabbet nefrete galebe çalar
Ve biter savaÅŸlar ve biter kinler
Yürek bahçelerinde biter güller.
Â
Hey sen hey oradaki güzel!
Bana güzel şeyler söyleyen sen!
Beni olmadığım kadar büyüten
Beni olmadığım kadar büyüleyen
Hey sen hey oradaki güzel
Neden bu kadar tatlısın?
Beni bu kadar seviÅŸin neden?
Ne güzelmiş sevmek oh be!
Asık surat demek değil artık gece
Buruk bir kalp ile gülümsemek
Ve kanayan gözler yok artık
Hey sen hey güzelim benim
Hayatıma hoş geldin!