Umut Yavuz

Umut Dünyası

İSTANBUL

Ekim22

 

Hiçbir ÅŸeyi sevmedim İstanbul’u sevdiÄŸim kadar.

UÄŸruna İstanbul’dan bile vazgeçtiÄŸim bir güzel var.

Kız kulesine mahkum etse de aşkı o güzel.

O zindanda kalırım azat edene kadar.

BİN SENE GEÇMEDEN GEL

Ekim22

 

Kararsa da akÅŸam vaktinde semalar

Ve saman alevi ansızın sönse de

Unutma geceleri de ateÅŸ yanar

Ve sönmüştür bin yıllık ateşler bile

 

Ne var ki bu yerlerde sana kalan

Ve sona kalan bir hiç değil mi ki

Hiçlere talip olmak mıdır hakkın

Hem hakkın mı hiç yere kırmak beni

 

Şimdi gel söndür ateşi

AkÅŸam da gel sabah da gel

Körükle aşk ateşini

Tam bin sene geçmeden gel

 

SEVEYİM DİYE

Ekim22

 

seni seveyim diye, kalbimi kalp eyledim

perhiz-i aÅŸk ile senelerdir bekledim

 

ki istedim gelesin ve tek sen olasın

hissimi mecruh ettin, sen gelmedin

 

bilemezdim uzak olacağını benden de

sebepler sükut etti, kudret geldi dile

 

uçtu da can kuşu, konuverdi diyarına

kış etme ne olur, bırak bahar gelsin

 

Mecnun, ben gibiymiş çöllere düşmüş

Ferhad bana benzer, dağları delmiş

 

Bana yetişmez Kerem, Aslıyı kül etmiş

Güçsüz güçlüye benzer, teşbih böyledir

UNUTULANLARA

Ekim22

 

Dün gece beni görmedin mi?

Sana göz kırpan yıldız bendim

Beni görmen için çırpındım

Tutunamadım o kayan yıldızdım.

Sabah pencerene geldim

Seni uyandıran bülbül idim.

Perdeni açtın, içeri girdim

Odanı aydınlatan güneş bendim.

Sen sahiden beni görmedin mi?

Bütün öğleden sonra sırtını dayadın bana

Bahçedeki koca çınar bendim.

Ne güzel uyudun kucağımda.

Sonra serince estim

Affet üşüdünse eğer.

İkindide esen rüzgar bendim.

Sonra bahçedeki koklaşmalarımız

Onları da mı unuttun?

Ben bahçendeki en güzel güldüm

Sen beni kokladın ben sana güldüm.

Hatırlamıyor musun sevdiğim?

Haftalarca bana dayanarak gezdin?

Hani ayağın incinmişti ya,

O dayandığın eski değnek bendim.

 

***

 

Artık sana çok uzağım.

Önce yıldızlara bakmaz oldun

Sonra o çalar saat uyandırdı seni.

Niye güneş görmez eve taşındın ki…?

Bahçedeki çınarı kestiler.

Cayır cayır yandı, biliyor musun?

Artık kimin kucağında uyuyorsun?

Rüzgar estiğinde pencereni kapama,

Koca dağlar düşüyor sanki kafama

O bahçedeki gül…soldu!

Niye sulamadın ki onu?

Ayağın iyileşmiş geçmiş olsun

Sen at o deÄŸneÄŸi, ambarda dursun.

Bunu da mı yapacaktın bana?

Ben sana pervane idim.

Dönerdim etrafında yana yana…

Sen ise ittin beni kenara.

***

Ah sevgilim!

Yine de vazgeçmedim sevmekten seni

Şöyle bir bak etrafına

Belki de görebilirsin beni…

BİR BEN

Ekim22

 

Bir ben var ki bilmediÄŸim bir yerlerde

Ben olmaya çalıştığım ıssız gecelerde

Bir ben ki:

Dalgaların durmadan aşındırdığı

Yonta yonta;

Yılların acıya alıştırdığı

Yıllar yılı arar dururum nafile

Aradığım ben bir yerlerde var, diye…

ÖLDÜRMELİYDİM

Ekim22

 

bir yaşanmış an bıraktım

üstünde parmak izlerim

kanlı ellerim!

katilinim ben!

yaşatamadığım için

seni öldürmeliydim…

DERT ETME

Ekim22

 

Dert etme arkadaÅŸ

Akan su, doğan güneş bize yoldaş

Her karanlık gecenin vardır sabahı

Her hasretin elbet olacaktır vuslatı

 

Ortalık zemheri ve karanlık

Ay ve yıldızlar sükut etmiş

Şafak vakti olur aydınlık

Gönül kederi kendine yoldaş etmiş

 

Akan suların gelir sonu varınca denize

Kıyıda bir ceylan pınardan su içerken

Serin ve soÄŸuk hava girer genze

Ben ceylanın derdini huşuyla dinlerken

 

Sonsuz olan sevgidir, sadece sevgi

Geri kalanların fanidir hepsi

Kulağıma gelen hoş bir ezgi

Derdimi iniliyor sanki

 

Ezgiye şöyle kulağımı verdim

Kıyıdaki çiçeklerden bir demet derdim

Ceylanın kalbine giriverdim

Kalmadı artık kederim derdim

 

Gözlerimi açtım baktım semaya

Ceylan başlamış bir güzel dansa

Sordum nedir bunun sebebi

“Gün doÄŸdu hasret bitti” dedi.  

YİRMİ

Ekim22

 

Takvimler yirmiyi gösteriyor

Yirmi yaşın yirminci gününde

Yirminci günün yirminci saati

Herhangi bir gün işte, sıradan

Demek ki yirmi yıl geçmiş aradan

 

Yirmi yaşında olan ben miyim?

Oysa ne deÄŸiÅŸti ki bende?

Bugün de aynısı var

Dün ne vardı ise serde

 

Anladım!

Kırkıma gelsem de ben benim

Yaşlanan yalnızca tenim

Bana ‘büyüdün’ demeyin…

SAVAÅžLA SAVAÅž

Ekim22

 

Saatler hızla ilerliyor, tik tak.

Hadi, savaÅŸla savaÅŸ, durma da kalk.

Ne varsa yaşadığın, külli bayat.

Kır beynini tutan zinciri, kır at.

Zaman bir gemi, sen kaptanısın

Ulaşılmazlara yol almalısın…

Rüzgar lehine, tutan yok, demir al

Aklın kılavuz, imanın amiral

Ölümsüz besteni yaz buzlara

Sevgi çalsınlar, söyle şarkılara

Buz dağları eritirsin güneşle

Ve buz kalpleri, sıcak bir gülüşle

Varınca menzile, kır dümenleri

Bakma artık geri, yak gemileri

Arkanda ordu misali deniz var

Önünde de deniz gibi ordular

Zaman dursun şahit olsun yıldızlar

Muhabbet nefrete galebe çalar

Ve biter savaÅŸlar ve biter kinler

Yürek bahçelerinde biter güller.

HEY SEN HEY

Ekim22

 

Hey sen hey oradaki güzel!

Bana güzel şeyler söyleyen sen!

Beni olmadığım kadar büyüten

Beni olmadığım kadar büyüleyen

Hey sen hey oradaki güzel

Neden bu kadar tatlısın?

Beni bu kadar seviÅŸin neden?

Ne güzelmiş sevmek oh be!

Asık surat demek değil artık gece

Buruk bir kalp ile gülümsemek

Ve kanayan gözler yok artık

Hey sen hey güzelim benim

Hayatıma hoş geldin!

« Eski YazýlarYeni Yazýlar »