Umut Yavuz

Umut Dünyası

İsimsiz

Ekim22

 

ellerimi uzatıyorum göğe

göğün açılıyor kapıları

giriyorum hemen içeriye

unutuyorum anı, mekânı

 

dolaşmıyorum fazla, semada

çok engin ve sonsuz, hayâl gibi

yere bir merdiven var, fezada

merdivenin sonu, yerin dibi

 

yer sağlam, güvenli ve kuvvetli

ama sınırlı, dar, kaypak zemin

ne fezada var ne de yerdeydi

o hissettiÄŸim hakikat demin

 

ne var acaba aralarında

yerin ve göğün ki, ayrılıyor…

bu zamanda ve de bu mekânda

her şey bir şeyi, hep haykırıyor

 

duvarsız ayrılıyor mekanlar

zaman her yerde bir akmıyor ki

yerde de çok kıymetli sırlar var

sırrı arıyor akıl kepçesi

 

kulağını ver göğe, bas yere

dinle kâinatın konserini…

bir şey var ki, görünmüyor göze

fakat geliyor her yandan sesi

 

insan kalp, mide, beyin arası

seyeran eden tuhaf yaratık

uyan! uyan! uyanma zamanı…

hayal perdesini yırt at artık.

Ey sevgili!

Ekim22

 

Ey sevgili! Åžak olur kalbim iÅŸaretinle

Güler bu solgun yüzüm, güler beşaretinle

 

Başımda gezsen her an, çiğnesen de yücelsem

Yücelsem de ufkuna bir kez tecessüm etsem

 

Bende istidat yok çendan, sen lutfet, kerem et

Tenezzül et diyemem, sadece bir nazar et

 

Zira kanadı ciğerim hasret solumaktan

Ah! Firakın ne acı şey, beter kahrolmaktan

 

Gurbet yaşarım, sen de gurbetsin bu diyarda

Visaline eremeyen, helakta hakeza

 

Senden bihaber olan, ne zelildir, ne fena

Seni tanıttırana , binlerle hamd ve sena

 

Sebebi hilkatisin feleğin, nevi insanın

Gaye-i hayalisin idrakli aşıkların

 

Sen gibisi görmedi, aşıktır cihan sana

Aşık hem bu deli, cibal, nücum, zerre sana

 

Takat yok, iştiyakım inletir semaları

Hak aşkına Sevgili, cemalin göster bana

 

Liyakatim yok ise kör olayım dilerim

Seni görmeyen gözü, bundan gayrı neylerim

 

Çağırsan bir gün şarktan, garptan koşar gelirim

Yolda kalıp ölürsem, sana varır hayalim

 

İcabet etsen çağrıma , ne yüce izzetin

Ah! Mahrum bırakırsan, sahibim yine sensin

Bu ÅŸiir sana ve senin

Ekim22

 

Bu ÅŸiir sana ve senin

Kelimelerin en güzellerinden seçtim

Bir bukete çiçek seçercesine

 

Bilirsin!

Kelimelerle dans etmeyi severim

Lakin, seninle dansı tercih ederim.

Tango değil, daha içten, daha duygulu

“Careless Whisper” eÅŸliÄŸinde son dans

“Ve bir daha asla dans etmeyeceÄŸim”

 

Duyarsın!

Åžiirimde sana seslenirim

Elimi uzatırım, yakalarsın

Gül ki, diken batmasın tenime

Gül ki; en sevdiÄŸim çiçektir…

 

Senin papatyaları sevdiğini biliyorum

Papatya gibi olduÄŸunu da

“Beyaz ve ince”… İşte bu tango…

Ve aşk rüzgarı esince

Papatyalardan fal bakarım

Seviyo…Sevmiyo..

Gerekirse bir fazla, bir eksik sayarım

Zoraki, ’seviyor’ çıkar…

Aksini düşünemem…

 

Ve unutma!

Bu ÅŸiir sana ve senin.

Sanırım Seni Seviyorum…

 

MUAMMA

Ekim22

 

Her sabah aynalarda başka yüz

Bu gün, her gün mevsimlerden güz

Hesaplar alt üst, dünya dümdüz

Yokluğun semtinde doğaldır muhâliyet

Muhâllere gark olmuş bir grup kemmiyet

 

Anlaşılmaz, karışık, muammaymış hayat

O hayat ki, pürheves, nefsi, boş, bayat.

Git gel sittin sene, kalk ve yat

Sen gel anla bir ÅŸey, anlayabilirsen

Anlatacak bir dost, dost bulabilirsen.

 

Ah nasıl iş bu! Dünya hepten dessasmış

Ben, sen, cümle alem, hepten ona kanmış

‘Var eden budur’ diye, sebeplere dayanmış

Sen neymiÅŸsin, var etmiÅŸsin beni tabiat ana(!)

Seni de yaratan var mıdır, (bir düşün) acaba?..

 

Işık şarktan doğarken, garptan reflektör yanmış

Medeniyet denen yalanı, şarklı hakikat sanmış

Üç kuruş safahata, bütün mukaddesatını satmış

Yalnız libas ile olunmaz, uygar ya da mürteci

Bu akılla millet seyreder, bir ileri, hep geri…

 

Yine fena oldum, susayım en iyisi!

Söz ola baş kestire, düşünüle gerisi

Akil olan baÅŸlar, anlasınlar ye’simi

Hak olsun diye ettim, ettimse bir kaç kelam

Gönül eri dostlara, hak yolundan vesselam…

FARK EDER MİSİN BENİ?

Ekim22

 

ağlasam bin gözle yokluğuna

ansam bin yürek çarpıntısıyla

aÄŸlasam, seni incitmeden ama

beklesem seni bin sene de olsa

 

fark eder misin beni?

 

kapını çalsam, yüreğini de.

açar mısın, alır mısın içeriye?

gözlerimle kenetlensem gözlerine

sözlerimle eşlik etsem sözlerine

 

fark eder misin beni?

 

SIRLAR VE SUALLER

Ekim22

 

-geçmişi görebilir miyiz?

-elbette.

 sana bir sır vereyim:

 gökteki yıldızlarda

 mazi saklıdır

 gözler, geçmişe değil,

 geleceÄŸe yasaklıdır…

 

***

-peki ya hayaller?

-mazi ve müstakbel

 kapıları açıktır hayale

 hayal dünyasına giriver

 asır olur, an-ı seyyale

 

***

-umutlara ne dersin?

-umut hayattır

 umudun menbaı hayat

 umut yoktu mahda da

 maha çıkmadan hayat

 

nedir anladığın zamandan, heyhat?

ey sorgucu söyle, nasıl geldi hayat?…

İSTANBUL

Ekim22

 

Hiçbir ÅŸeyi sevmedim İstanbul’u sevdiÄŸim kadar.

UÄŸruna İstanbul’dan bile vazgeçtiÄŸim bir güzel var.

Kız kulesine mahkum etse de aşkı o güzel.

O zindanda kalırım azat edene kadar.

BİN SENE GEÇMEDEN GEL

Ekim22

 

Kararsa da akÅŸam vaktinde semalar

Ve saman alevi ansızın sönse de

Unutma geceleri de ateÅŸ yanar

Ve sönmüştür bin yıllık ateşler bile

 

Ne var ki bu yerlerde sana kalan

Ve sona kalan bir hiç değil mi ki

Hiçlere talip olmak mıdır hakkın

Hem hakkın mı hiç yere kırmak beni

 

Şimdi gel söndür ateşi

AkÅŸam da gel sabah da gel

Körükle aşk ateşini

Tam bin sene geçmeden gel

 

SEVEYİM DİYE

Ekim22

 

seni seveyim diye, kalbimi kalp eyledim

perhiz-i aÅŸk ile senelerdir bekledim

 

ki istedim gelesin ve tek sen olasın

hissimi mecruh ettin, sen gelmedin

 

bilemezdim uzak olacağını benden de

sebepler sükut etti, kudret geldi dile

 

uçtu da can kuşu, konuverdi diyarına

kış etme ne olur, bırak bahar gelsin

 

Mecnun, ben gibiymiş çöllere düşmüş

Ferhad bana benzer, dağları delmiş

 

Bana yetişmez Kerem, Aslıyı kül etmiş

Güçsüz güçlüye benzer, teşbih böyledir

UNUTULANLARA

Ekim22

 

Dün gece beni görmedin mi?

Sana göz kırpan yıldız bendim

Beni görmen için çırpındım

Tutunamadım o kayan yıldızdım.

Sabah pencerene geldim

Seni uyandıran bülbül idim.

Perdeni açtın, içeri girdim

Odanı aydınlatan güneş bendim.

Sen sahiden beni görmedin mi?

Bütün öğleden sonra sırtını dayadın bana

Bahçedeki koca çınar bendim.

Ne güzel uyudun kucağımda.

Sonra serince estim

Affet üşüdünse eğer.

İkindide esen rüzgar bendim.

Sonra bahçedeki koklaşmalarımız

Onları da mı unuttun?

Ben bahçendeki en güzel güldüm

Sen beni kokladın ben sana güldüm.

Hatırlamıyor musun sevdiğim?

Haftalarca bana dayanarak gezdin?

Hani ayağın incinmişti ya,

O dayandığın eski değnek bendim.

 

***

 

Artık sana çok uzağım.

Önce yıldızlara bakmaz oldun

Sonra o çalar saat uyandırdı seni.

Niye güneş görmez eve taşındın ki…?

Bahçedeki çınarı kestiler.

Cayır cayır yandı, biliyor musun?

Artık kimin kucağında uyuyorsun?

Rüzgar estiğinde pencereni kapama,

Koca dağlar düşüyor sanki kafama

O bahçedeki gül…soldu!

Niye sulamadın ki onu?

Ayağın iyileşmiş geçmiş olsun

Sen at o deÄŸneÄŸi, ambarda dursun.

Bunu da mı yapacaktın bana?

Ben sana pervane idim.

Dönerdim etrafında yana yana…

Sen ise ittin beni kenara.

***

Ah sevgilim!

Yine de vazgeçmedim sevmekten seni

Şöyle bir bak etrafına

Belki de görebilirsin beni…

« Eski YazýlarYeni Yazýlar »