Umut Yavuz

Umut Dünyası

Kahve içercesine

Ekim22

 

Gittin,

Bir kahve içimi kadar kolayca 

“Gitme” demek kâr edecek olsa

İnan bakmazdım ardından öylece

 

Gidişine alışmak kolay mı sanırsın?

Bakma öyle aldırış etmediğime

Bakma öyle ne olur, bakma öyle!

 

Yokluğunu yudumlamaktayım

Dibindeyim boş fincanların

Dibi yok ya sensizliÄŸin

Mütemadiyen boşluktayım

 

Sen son yudumum olacaktın

Kahpe dünyadan çektiğim içime

Kahve içercesine…

 

Alışmak kolay mı sanırsın?

Dibindeyim koca dünyanın

Şimdi anladım,

Kahvenin dibi neden acıdır…

 

GidiÅŸine emare, kahveden aldığın son yudum…

Gittin!

Ve ben sonsuz bir kâbusa uyudum.

Şimdi içer kanımı sensizlik yudum yudum

Bir kahve içimi kadar kolayca…

Hüzünlü Bahar

Ekim22

Bize yine hüzün mü var bu bahar?

Bilseniz yürekte kopar, nasıl fırtınalar

Müteessir, yüreğimin çırpınışlarına kanarım.

Anarım, hiç olmayan günleri, özlemle anarım

Bilmem ki; bize kâr eder mi bu bahar?

Bahardan sonra açan çiçeğin ne anlamı var?

Gözyaşlarımla muttasıl suladığım çiçekler

Bilirim baharda elbet filizlenecekler

Lakin, beyhude geçen her lahzada yanarım

Çünkü bilirim, elbet sonu vardır baharın…

 

***

 

(Şairim, kandırıyorum herhalde kendimi

-Baharlar umut vermez bu ÅŸaire- niye?)

 

***

Mücerret ruhum, vazgeç bahar sevdandan

Ne farkı var ki güzün, onsuz geçen bahardan

Açılmadı çiçekler öyle mi?

YaÄŸmadı yaÄŸmur…

Dikerim gözlerimi ufka doğru

Umut için değil bu defa

İsyan edercesine…

Umut etmekle işledim büyük suçu

İsyan gerek bana, kendime isyan…

DeÄŸil kadere…

Miadım doldu

Ekim22

Bize yine yanmak mı kaldı?

Izdıraptan kahrolmak mı?

Maziden artakalan

Sadece hüzün ve yalnızlık mı?

 

Şedit bir iştiyak var içimde

Çekip gideceğim buralardan

Kemale erince, kanatlanıp

Salıp gideceğim semalara.

 

Yaşar mıyım bilmem, yalnız?

Yeni yârenlere mi rastlarım?

Tek bildiğim, gideceğim…

Bana yeter, yeter ki gideyim…

                                                                                        

Şahid olun ey yıldızlar

Sizden daha parlak yüreğimdeki kor

Durmak gelmez artık bana

Miadım doldu, gideceğim…

NEREDESİN BABA?

Ekim22

 

Neredesin baba?

Bir bilsen yokluğun ne acı.

Ter kokunu özledim baba

Ter kokun ki dertlerimin ilacı.

 

Sokaklarda geziyorum korkusuzca

Alnım ak, karnım aç..

Adımlıyorum sensizliği

Fakat alışamıyorum.

 

Sesin yankılanıyor,

Başımı okşuyorsun paslı ellerinle

Neredesin baba?

 

Bir bilsen yokluğun ne acı

Ter kokunu özledim baba

Ter kokun ki dertlerimin ilacı

 

Geceler uzuyor, uzadıkça yokluğun

Karış karış geziyorum sokakları,

Bir iz arıyorum geçmişten,

Senden kalan bir iz.

Beyhude, bulamıyorum.

İstanbul çekiyor içine beni

Ben çekiyorum içime İstanbul’u

Yalnızca yokluğunun sıkıntısını çekemiyorum

Sesin yankılanıyor

“OÄŸlum” diyorsun.

“Korkma ben varım”

Korkmuyorum baba hiçbir şeyden

Senin yokluğundan gayrı.

Neredesin baba?

Bir bilsen yokluğun ne acı

Ter kokunu özledim baba

Ter kokun ki dertlerimin ilacı

 

Ne hayallerim vardı oysa

Sen yanımda, ben şoför koltuğunda

Öğretecektin bana, araba kullanmayı.

Vida sıkmayı, pense tutmayı,

Tamir etmeyi bozukları..

Düşecektim, tutup kaldıracaktın

Başımı okşayacaktın, paslı ellerinle

Güvenecektim böylece kendime

Neredesin? Elini versene.

 

Ben yalnız, biçare, İstanbul delisi

Ne sen varsın ne de ellerin.

Ne Haliç alıyor beni kucağına

Ne Galata okşuyor başımı.

“Ey oÄŸul” demiyor bana Fatih.

Ve Üsküdar da ağlamıyor

Bakmıyor bile karşı yamaca.

BeyoÄŸlu ise halinden memnun

Bey’in oÄŸlu ne de olsa

Mağrur mağrur bakar ve küçümser..

Belki bana Eyüp, belki Karacaahmet gülümser.

Parke taşlı sokaklar, yalılar, viraneler

Bilmiyorum ne anlar acıdan, neyi heceler

Bir acı ki salar içime İstanbulum

Gözlerim dalar içine İstanbul’un

Ve sen gelirsin aklıma baba

 

Bir bilsen yokluğun ne acı

Ter kokunu özledim baba

Ter kokun ki dertlerimin ilacı…

 

 

AZAP

Ekim22

Bulutlar tek renk bugün

Karanlığım hep tek renk

Ruhuma çökmüş hüzün

Azap cehenneme denk

 

Yalvarırım ey yazgı

Gideyim yol ver bana

Gidersem biter acı

Farz artık sefer bana

 

Yine yollar yoldaşım

Sormaya yok mecalim

Dağlar sadık sırdaşım

Ya Rab neden bu halim?

 

Baki değilim dünya

Sen de baki deÄŸilsin

Yollar uzun ben yaya

Hızlı dön de yol bitsin.

 

AÇ VE AŞIK GELDİM

Ekim22

 

Aş olayım sevgine aç kalplere

Yaş olayım yolunu bekleyen gözlere

Kapını aşındırdıysam hoş gör

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim

 

Bülbül olayım sen kokan güllere

Söz olayım seni sayan dillere

Bağban olayım senin gezdiğin bahçede

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim

 

Ateş olayım sana yanan aşıklara

Ateş-i dilden ben de yanayım sana

İçin için, içim erirken böyle

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim

 

Ram olayım sana eren nücûma

Can olayım seni soluyan vücuda

Kurbanın olayım gurbete salma böyle

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim

 

Fecr olayım, sensiz, kara leyâle

Sensiz olmak nasıl gelir hayâle

Subh-u vuslat, aç koma sefili

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim…!

17 yıl

Ekim22

 

On yedi yıla ne sığar ki!

On yedi yıldan baÅŸka…

Üçü beşikte, beşi eşikte,

Gerisi çileyle geçen yıllar…

SoÄŸuk ve yaÄŸmurlu bir gecede sevdim

Ve soÄŸuk ve yaÄŸmurlu bir gecede terk edildim.

***

Yaman ÅŸeymiÅŸ ÅŸu hasretlik,

Yar yar diye zayi oldu gençlik

Kâr etmedi, sebebim oldu belki

Anlamadım, sevdim de ne oldu sanki…

***

Buhranlar içinde yalnız mısın şimdi?

Ahü zar etme, sen değil misin ki müstahak

Şeksiz, şüphesiz idin ki; ağlamayacaktın

Gülmeyi unuttun, dön bir haline bak.

***

Söndür ışığı!

Yazasım yok bu gece…

Dilimde yine ÅŸu lanet hece

Hayatımın en kısa özeti ” of “

Kalemim lal oldu,

Söndür ışığı!

Masalımsı sevgili

Ekim22

 

Ey masalımsı sevgili

Gözleri yok renkli

Saçları dalgasız, ölü deniz

YokluÄŸunla var gibi

Yaşat hayallerimle beni…

 

Ey masalımsı sevgili

Göğsü gök gibi derin

Bulutsuz gecede mehtap gibi…

Sesi yaz meltemi kadar serin

 

Ey masalımsı sevgili

Gel Kaf dağında da olsan

Ulaşılmaz göklerden iner gibi

İn uykularıma, uyandır beni

Masallar kadar eski

Masallar kadar yalan

YokluÄŸundan artakalan

Varlığın gibi…

geometrik duygular

Ekim22

 

Bilirmisiniz nedir bir terkediÅŸteki detay

terk edilen dikeydir, terk edense yatay

geometrik deÄŸildir duygular hakikatte

sayılamaz yürek burkuntuları aritmetikle

 

neden yıkılır insan terk edince yarısı

ayakta duramaz neden, yalnız iken bazısı

desteksiz durmuyor mu dünya da boşlukta

dayanak nedir, yıldızları tutan fezada

 

cezbeler tutar onları döndürür çevresinde

yaklaştırmaz da yanına, merkez-i hanesine

ah siz güneşler ki, döndürdü başımı cazibeniz

peykler gibi sallanıyorum boşluktayım bendeniz

 

ne fizik, ne cebir, ne de tababet bulamadı çare

düşünüp duruyor aşk çaresini, biçare felasife

ne kadar rezilim ki, düştüm aşk çemberine

Pi sayısı kadar sabitlendim, mıhlandım çevresine

 

bir yol ver ey paradoks, sokulayım yanına

terk etme sen de beni, yörüngenden fırlatma

denklemi ya çözü ver, muammada bırakma

ya da bir ipucu ne olur, aşkı yalnız bırakma

 

Ha oldu ha olacak

Ekim22

 

*Uzanır beyninde kıvrım kıvrım patikalar                     

*Kaybolur labirentinde varlık düzleminin         

*Doğru, dikenli yoldur; yalansa çıkmaz sokak

-Hakikat menziline, ha vardı ha varacak…       

 

*Akıl, âmâ yolcu, karanlıkta ışık arar   

*Duyduğu gerçek değil, yankısıdır sesinin        

*’Nasıl’ı, batıl tasvir; ‘neden’i keskin bıçak

-Suâline cevabı, ha buldu ha bulacak…

 

*Zor seyahattir hayat, keskin keskin virajlar

*Hızını alamazsın, kasislidir zeminin     

*Azmin bir kuru söz, umut boşa mı çıkacak?

-Cemre düştü, nevbahar, ha çıktı ha çıkacak…

« Eski YazýlarYeni Yazýlar »