DENEMELER

MASAMDA SOLAN ÇİÇEKLER…

17 May , 2014  

Çalışma masamın üstünde biri küçük diğeri büyük iki bardağın içine özensizce iliştirilmiş farklı renk ve boyutlardaki çiçekler her nefes alışımda ve ben her bir harfi yazarken geçen o kısacak anda sürekli olarak solmakta ve canlılığını yitirmekte…

Sözgelimi türünü bile bilmediğim ama uzun ve kırmızı taç yaprakları ve kadifemsi dokusu ile ilgimi bir hayli çeken çiçek boynunu bükmüş hüzünlü bir hikaye anlatıyorken bana, hemen yanında duran tomurcuk gül siyaha çalan kızıllığıyla vahşi ve tutkulu bir kadını hatırlatıyor… Derken günlerdir geçen zamana inat capcanlı duran beyaz papatyalar dikkatimi çekiyor. O papatyalar ki ölürken bile asaletini koruyan birer maceraperest gibi küçük, mütevazi ve ucuz fakat hayat dolu olduklarını haykırıyorlar… Mor ve beyaz kır çiçekleri, karanfiller ve begonyalar… Ortak kaderleri olan solmaya ve moleküllerine ayrılıp kainata karışmaya hazırlanıyorlar.

Masamda solan çiçekler...

Masamda solan çiçekler…

Çalışma masamda kısacık bir an içinde her an deveran eden bu hayat-ölüm dansı susatıyor beni. Belki kendi ölümüm ve toprağa düşüşüm ve kuru toprakta yavaş yavaş zerrelerime ayrılışım aklıma düşünce istemsizce susayarak çürümeme engel olmak dürtülerim devreye giriyor. Yahut sadece susuyorum. Bir de susmaktan başka ne yapılabilir ki diye düşünüyorum neden sonra.

Ahşap masam da bir ağaçtı belki de çiçekli bir ağaçtı. Bu cihetten bir ölü müydü yoksa hala içinde canlılıktan eser var mıydı? Gerçi öyle olsa bir yerlerinden bir tomurcuk belirir ve büyürdü hayat. Bir soğan bile durduğu yerde filizleniyor. Mezarı müteharrik insanlara inat. Hayat var olduğu yerde kendini hissettiriyor. Fakat biliyorum ki hepsi benim algılarımdan ibaret. Çiçekler, renkler, kokular, hayat ve ölüm…

Kafam karışık falan değil üstelik. Çok açık ve net biliyorum. Gerçekliğin elle tutulamadığını. Gözle görülemediğini. Hatta idrakinin bile mümkün olmadığını. Fakat yine de çalışma masamda solmaya yüz tutmuş çiçekler de şahittir ki onları ve varlığımı ve kainatı hissediyorum.

Yüzde yüz emin olamayacak olsam da görevimin bu hislerin peşine düşerek gerçeği mümkün olabildiğince kavramak olduğunu kabul ediyorum. İşte tam da o noktada susmuyorum ve haykırıyorum.

Düşünüyorum çünkü öyle yapmak istiyorum… 

, , , , , , ,


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar