Köstence

SEYAHATLER

MACARİSTAN SEYAHATİ

31 Oca , 2015  

BUDAPEŞTE

Ertesi gün Macaristan’ın başşehri Budapeşte’ye gitmek üzere yola çıktık. Macaristan’a girer girmez, gerçek bir Avrupa ülkesine geldiğinizi hissediyorsunuz. Yerleşim yerlerinden geçtikçe düzen ve intizam bizi şaşırtıyor. Özellikle yer üstünde hiçbir iletim hattının bulunmaması, elektrik, telefon direklerinin olmayışı çok hoşumuza gitti. Bu şehirlerde alt yapının çok sağlam olduğu her halinden belliydi.

Budapeşte’ye varır varmaz, büyük bir şehre geldiğinizi anlıyorsunuz. İnanılmaz san’atlı ve süslü yapılar karşılıyor sizi. Türk konsolosluğunu ve oteli de bulduktan sonra, hemen şehir turuna başlıyoruz. Konsolosluk meşhur Kahramanlar Meydanı’na 5 dakika mesafede olduğu için, ilk olarak bu meydanı geziyoruz. Kahramanlar Meydanı, Budapeşte’nin kalbinin attığı yer aynı zamanda. Burada askerî ve millî törenler düzenleniyor. Bu geniş ve güzel meydanın etrafında mimarîsi çok güzel san’at galerileri yükseliyor. Hemen yanı başında da müthiş ve yemyeşil bir park var. Kahramanlar Meydanı’ndan aşağıya doğru uzanan geniş caddeden 45 dakika yürürseniz şehri Buda ve Peşte diye ikiye bölen Tuna nehrine varırsınız. Ve Tuna’nın iki yakasını bir araya getiren ve gece manzaraları harika olan köprüler görürsünüz. Çeşitli dönem ve tarzlarda inşa edilmiş kilise ve eski yapıların bulunduğu Buda kısmında bulunan kaleden diğer tarafı seyrederken, gözünüze ilk çarpan Tuna’yı birleştiren inci gibi işlenmiş köprüler, parlamento ve opera binaları oluyor.

320874_10150376755037620_1565669430_n
Bir de Tuna Nehri üzerinde iki yaka arasında Margaret Adası bulunuyor. Margaret Köprüsünü kullanarak bu adaya geçiş yapabileceğiniz gibi, Kahramanlar Meydanı’nın bulunduğu Buda kısmından da aslanlı köprüyü kullanarak Peşte’ye geçebilirsiniz. Peşte’de kıyının hemen üstünde Gül Baba Türbesi yükseliyor. Osmanlı’dan yadigâr bir kaç eserden biri. Bir de iki adet Osmanlı hamamı var, Buda kısmında, millî parkın yakınlarında. Peşte tepesinde bulunan zeytin dalı tutan kadın heykeli de Buda yamaçlarından çok güzel görünüyor. Bizim İstiklal Caddesi’nin bir eşi de Budapeşte’de Vagi Utca denilen caddede bulunuyor. “Utca” Macar dilince cadde demek zaten. Vagi caddesi üzerinde kozmopolit bir havada yükselen keman sesleri eşliğinde tarih içinde bir yürüyüş yapma imkânı buluyorsunuz. Budapeşte için Avrupa’nın en romantik şehirlerinden biri denilir. Geceleri özellikle çok esrarengizdir. Tuna’yı birleştiren köprülerin gece manzarası görülmeye değerdir. Geniş caddelerinde çok güzel yürüyüş ve bisiklet yolları vardır. Burada en yaygın ulaşım araçları arabalardan sonra paten, bisiklet ve kaykaylardır. Özellikle gençler Budapeşte caddelerinde hep bu araçlarla seyrediyorlar. Bunun yanında hemen herkesin yanında gezdirdiği bir de köpeği var Budapeşte’de. Bu sebeple yürüyüş yollarının kenarları genelde köpeklerin hacet giderdiği yerler haline gelmiş. Ancak belediye elinden geldiğince temiz tutmaya çalışıyor buraları. Geniş caddelerde volta atarken, banklarda uyuyakalmış sarhoşlara rastlamak çok tabiî bir hadise burada. Akşamdan kalanlar günün çoğunu bu banklarda uyuklayarak geçiriyorlar. Tozlanmış tarihî binalar enteresan bir hava katıyor Budapeşte’ye. Binalar hep heykellerle bezeli, binbir suratlı heykeller üzerlerindeki tozdan bezmişcesine kendilerine bakan gözlere tarihi anlatıyor sanki. Bir de park kenarlarını süsleyen inek heykelleri var buranın. Hemen her köşede farklı ve rengârenk bir inek heykeli ile karşılaşıyorsunuz. Bu da belediyenin yeni bir hizmeti. Macarlar başşehirlerini süslemeyi çok seviyorlar anlaşılan. Turistler de bu heykellerin yanında poz veriyorlar. Heykeller işe yaramış gibi…

312791_10150376752512620_1304190410_n

Bir de tarihin en eski metro ağı bulunuyor Budapeşte’de. Çok karmaşık olmasıyla ünlü bir metro hattı var şehrin. Şehirde ulaşım sorunu bulunmuyor. Geniş caddelerden vızır vızır geçen motosikletler zaman zaman rahatsız etse de, hoş bir asalet akıyor sokaklardan şehre.
En merkezî caddelerden birinde boylu boyunca Türk büfeleri uzanıyor. Macaristan’da Türk mafyasının çok güçlü olduğunu öğreniyoruz bu arada. Birçok bar ve kafenin işletmesi de Türklere aitmiş. Türk büfelerinde gönlünüzce karnınızı doyurabiliyorsunuz. Zaten Macar yemekleri de bize pek hitap etmiyor. Bu açıdan Türk büfelerinin varlığı insanın içini rahatlatıyor. Bu büfeleri Török kelimesinden anlayabilirsiniz. Török, Macar dilinde Türk demek zira.
Mimarî ve heykel san’atları bakımından Avrupa’daki bütün san’at akımlarının izlerini Budapeşte’de bulmanın mümkün olduğu söylenir. Ki bu durum kendini çok güçlü bir şekilde hissettiriyor. Bütün bu özelliklerine rağmen, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun üç yadigârından Prag, Viyana ve Budapeşte kıyaslandığında, çoğu kişinin “Budapeşte de neymiş?” dediğini duyar gibi oluyorum. Zira Prag ve Viyana daha iyi korunmuş ve daha gerçek anlamda san’at ve tarihin hayat bulduğu şehirlerdir. Ancak Budapeşte’nin de kendine özgü bir havası olduğu da kabul edilmelidir herhalde.

320014_10150376744027620_1092002287_n

Tarihi, Roma kenti Aquincum dönemine ( M.S. 89) kadar uzanan Budapeşte; 1873 yılında Buda, Pest ve Obuda’nın birleşmesiyle günümüzdeki haline kavuşmuştur. Budapeşte, termal hamamları ve mağaralarıyla ön plana çıkan bir kenttir. Tuna Nehri’nin Kralı olarak da adlandırılan kent, panoramik manzaraları, Tuna Nehri’ndeki şehir turları, doğa harikası parkları, köprüleri, muhteşem adaları, parıltılı mimarisi, termal hamamları, mağaraları, müzeleri ve değerli kültürüyle Avrupa’nın en büyüleyici başkentlerinden biridir. Görülmeye değer manzaralar eşliğinde yapılan deniz turları ziyaretçilere büyük keyif verir. Tuna Nehri’nin ortasında bulunan Margitsziget Adası (Margaret Adası), kentin en güzel bölgesidir. Margaret ve Arpad köprüleri arasında uzanan Ada’da; 100.000 m2’lik bir park alanı, kentteki en geniş açık hava yüzme kompleksi, İngiliz, Fransız ve Japon bahçeleri, aqua park, geniş spor imkânları bulunur. Tuna Nehri’nin en büyük adası Csepel-sziget (Csepel Adası) ve Hajoyari-sziget ve Luppa-sziget adaları kentin diğer görkemli bölgeleridir. Kentte yer alan Tuna Nehri bent ve rıhtımları, Castle (Kale) yerleşim alanı ve Adrassy ut, UNESCO Dünya Mirası listesinde de yer almaktadır. Castle ilçesi; bulundurduğu 3 kilise, 6 müze, büyüleyici yapılar, caddeler ve meydanlar ile kentin en güzel bölgelerinden biridir. Fishermen’s Bastion (Balıkçılar Burcu), kent manzarasının en iyi izlendiği yerdir. Tuna’nın çevresinde yer alan evler, köprüler, Parlamento, Greshem Sarayı ve Bazilika kentin tarihi ve panoramik yapısını ortaya koyan en güzel yerlerdendir. Andrassy ut (Andrassy Caddesi), Budapeşte’nin en ünlü caddesidir. Cadde, bulundurduğu Eklektik Neorönesans sarayı, meydanları ve müzeleriyle en cazip gezi alanlarından biridir.

392810_10150376747762620_1472554955_n

Budapeşte Kaplıcalar Kenti olarak adlandırılır. Kent, başta termal sular olmak üzere önemli doğal kaynaklara sahiptir. Bu sulardan yararlanarak çok sayıda kaplıca inşa edilmiştir. 16. yüzyıl Türk hamamları ve kente özgü termal kaplıcalar kentin en değerli hazinesini oluşturur. Gellert, Kiraly, Csaszar, Rac, Kukacs, Szechenyi ve Ruda kentteki kaplıcalar arasında yer alır. Gellert Tepesi yamacında bulunan Buda’daki Gellert Hamamları turistlerin en çok uğradığı mekânlar arasındadır.
Budapeşte, termal hamamlarının yanı sıra mağaralarıyla ünlüdür. Kentte yaklaşık 200 mağara bulunur. Her biri kendine has bir şekle sahip bu mağaralar da yine termal suların ürünüdür. Varbarleng (Kale Mağarası), Sziklakapolna (Chapel in the Rock), Palvolgy Cave ve Szemlohegy Cave en bilinenleridir.

376516_10150376745782620_865328065_n

Budapeşte, sayısız müzeye de ev sahipliği yapar. Terror Haza (Pest), Ordu Tarih Müzesi (Miltary History Museum), Ludwig Çağdaş Sanatlar Müzesi (Ludwig Museum of Contemprary Art) ve Budapeşte Tarih Müzesi kentin başlıca müzelerindendir.
PEÇ

310993_10150376805187620_616386460_n

Budapeşte’den sonraki durağımız Macaristan sınırları içinde yer alan Peç (Pecs) şehri olacak. Peç, Almanya’nın Essen şehri ve İstanbul ile birlikte 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilen üç şehirden biri olma özelliğini taşıyor. Şehrin kalbine girer girmez tarihî binalar ve parke döşeli dar sokaklar sizi karşılıyor zaten. Şehrin hemen her yanı san’at galerileri ile dolu, aynı zamanda panel, konferans ve kültür merkezleri de var bu şehirde. Biz oradayken bir festival ve birden fazla kongreye ev sahipliği yapıyordu bu şehir. Hemen merkezinde bulunan bir cami ise, şimdi kiliseye çevrilmiş. Kubbenin üzerindeki hilâl üzerine bir haç oturtulmuş. Ayrıca içerideki bazı âyet ve hadisler de halen duruyor. Şehrin en görkemli yapısı olarak yükselen camimiz şu anda kilise hizmeti veriyor.

310767_10150376805507620_490785499_n
Şehirde bulunan diğer cami ise, Yakovalı Hasan Paşa Camii. Burası da müzeye çevrilmiş. Eskiden Mevlevîhane olan bu mekânda, şimdi Mevlevî müzesi bulunuyor. Cami kısmı ise, müzenin bir bölümü olarak muhafaza ediliyor. Buradaki minber ve vaaz kürsüsü Türkiye Diyaneti tarafından bağışlanmış. Cami ibadete açık olmasa da biz yaşlı bayan görevlilerden izin alıp namaz kılıyoruz. Sağolsunlar sorun etmiyorlar bu durumu. Böylece camide uzun bir aradan sonra ilk kez ibadet edilmiş oluyor. Turistler de bu yapıya ilgi gösteriyorlar.

SZEGED veya ZİGETVAR

387841_10150377073857620_1983203431_n

Peç’den sonraki durağımız tarihî bir savaşa şahitlik eden Szeged şehri olacak. Zigetvar Kalesinin bulunduğu ve Zigetvar savaşının gerçekleştiği şehir burası. Aynı zamanda büyük padişah Kanunî Sultan Süleyman’ın hayatını kaybettiği şehir… Zigetvar Kalesi şu anda turistik olarak kullanılıyor. İçinde bulunan mescit de müzeye çevrilmiş. Burada temsilî bir Türk otağı bile kurulmuş.
Kaleye girişte bulunan tanıtım yazısında ve broşürlerde Türklerin Zigetvar Kalesi günleri “işgal günleri” olarak nitelendirilmiş ve Osmanlı kuvvetleri için “işgalci” tabiri uygun görülmüş. Osmanlı’nın muzaffer olduğu, ancak Macarların da kahramanca savaştığı ve kanlarının son damlasına kadar kale için çarpıştıkları hikâye edilmiş. Kanunî Sultan Süleyman için ise, “zaferi göremeden öldü” denilmiş.
Kalenin bir kaç kilometre açıklarında Szeged şehrinin hemen girişlerinde savaşın meydana geldiği ovaya da bir Macar-Türk dostluk parkı inşa edilmiş. Burada iki ordunun komutanları Kanunî Sultan Süleyman ile Zrinyi Miklos’un iki tarafın hükümetlerince yaptırılan heykelleri ile Kanunî’nin temsilî bir mezarlığı da var. Hemen yakınlarda Türk karargâhının kurulduğu yer bulunuyor. Bu civara gelen Türkler, büyük sultan Kanunî’nin hayatını kaybettiği ve iç organlarının gömülü olduğu bu yeri mutlak surette ziyaret ediyor.

, , , , , ,


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar