Umut Yavuz

Umut Dünyası

AÇ VE AŞIK GELDİM

Ekim22

 

Aş olayım sevgine aç kalplere

Yaş olayım yolunu bekleyen gözlere

Kapını aşındırdıysam hoş gör

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim

 

Bülbül olayım sen kokan güllere

Söz olayım seni sayan dillere

Bağban olayım senin gezdiğin bahçede

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim

 

Ateş olayım sana yanan aşıklara

Ateş-i dilden ben de yanayım sana

İçin için, içim erirken böyle

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim

 

Ram olayım sana eren nücûma

Can olayım seni soluyan vücuda

Kurbanın olayım gurbete salma böyle

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim

 

Fecr olayım, sensiz, kara leyâle

Sensiz olmak nasıl gelir hayâle

Subh-u vuslat, aç koma sefili

Ya aç gireyim gönlüne ya aç gideyim…!

Bu şiir sana ve senin

Ekim22

 

Bu şiir sana ve senin

Kelimelerin en güzellerinden seçtim

Bir bukete çiçek seçercesine

 

Bilirsin!

Kelimelerle dans etmeyi severim

Lakin, seninle dansı tercih ederim.

Tango değil, daha içten, daha duygulu

“Careless Whisper” eşliğinde son dans

“Ve bir daha asla dans etmeyeceğim”

 

Duyarsın!

Şiirimde sana seslenirim

Elimi uzatırım, yakalarsın

Gül ki, diken batmasın tenime

Gül ki; en sevdiğim çiçektir…

 

Senin papatyaları sevdiğini biliyorum

Papatya gibi olduğunu da

“Beyaz ve ince”… İşte bu tango…

Ve aşk rüzgarı esince

Papatyalardan fal bakarım

Seviyo…Sevmiyo..

Gerekirse bir fazla, bir eksik sayarım

Zoraki, ’seviyor’ çıkar…

Aksini düşünemem…

 

Ve unutma!

Bu şiir sana ve senin.

Sanırım Seni Seviyorum…

 

Ey sevgili!

Ekim22

 

Ey sevgili! Şak olur kalbim işaretinle

Güler bu solgun yüzüm, güler beşaretinle

 

Başımda gezsen her an, çiğnesen de yücelsem

Yücelsem de ufkuna bir kez tecessüm etsem

 

Bende istidat yok çendan, sen lutfet, kerem et

Tenezzül et diyemem, sadece bir nazar et

 

Zira kanadı ciğerim hasret solumaktan

Ah! Firakın ne acı şey, beter kahrolmaktan

 

Gurbet yaşarım, sen de gurbetsin bu diyarda

Visaline eremeyen, helakta hakeza

 

Senden bihaber olan, ne zelildir, ne fena

Seni tanıttırana , binlerle hamd ve sena

 

Sebebi hilkatisin feleğin, nevi insanın

Gaye-i hayalisin idrakli aşıkların

 

Sen gibisi görmedi, aşıktır cihan sana

Aşık hem bu deli, cibal, nücum, zerre sana

 

Takat yok, iştiyakım inletir semaları

Hak aşkına Sevgili, cemalin göster bana

 

Liyakatim yok ise kör olayım dilerim

Seni görmeyen gözü, bundan gayrı neylerim

 

Çağırsan bir gün şarktan, garptan koşar gelirim

Yolda kalıp ölürsem, sana varır hayalim

 

İcabet etsen çağrıma , ne yüce izzetin

Ah! Mahrum bırakırsan, sahibim yine sensin

İsimsiz

Ekim22

 

ellerimi uzatıyorum göğe

göğün açılıyor kapıları

giriyorum hemen içeriye

unutuyorum anı, mekânı

 

dolaşmıyorum fazla, semada

çok engin ve sonsuz, hayâl gibi

yere bir merdiven var, fezada

merdivenin sonu, yerin dibi

 

yer sağlam, güvenli ve kuvvetli

ama sınırlı, dar, kaypak zemin

ne fezada var ne de yerdeydi

o hissettiğim hakikat demin

 

ne var acaba aralarında

yerin ve göğün ki, ayrılıyor…

bu zamanda ve de bu mekânda

her şey bir şeyi, hep haykırıyor

 

duvarsız ayrılıyor mekanlar

zaman her yerde bir akmıyor ki

yerde de çok kıymetli sırlar var

sırrı arıyor akıl kepçesi

 

kulağını ver göğe, bas yere

dinle kâinatın konserini…

bir şey var ki, görünmüyor göze

fakat geliyor her yandan sesi

 

insan kalp, mide, beyin arası

seyeran eden tuhaf yaratık

uyan! uyan! uyanma zamanı…

hayal perdesini yırt at artık.

Ha oldu ha olacak

Ekim22

 

*Uzanır beyninde kıvrım kıvrım patikalar                     

*Kaybolur labirentinde varlık düzleminin         

*Doğru, dikenli yoldur; yalansa çıkmaz sokak

-Hakikat menziline, ha vardı ha varacak…       

 

*Akıl, âmâ yolcu, karanlıkta ışık arar   

*Duyduğu gerçek değil, yankısıdır sesinin        

*’Nasıl’ı, batıl tasvir; ‘neden’i keskin bıçak

-Suâline cevabı, ha buldu ha bulacak…

 

*Zor seyahattir hayat, keskin keskin virajlar

*Hızını alamazsın, kasislidir zeminin     

*Azmin bir kuru söz, umut boşa mı çıkacak?

-Cemre düştü, nevbahar, ha çıktı ha çıkacak…

geometrik duygular

Ekim22

 

Bilirmisiniz nedir bir terkedişteki detay

terk edilen dikeydir, terk edense yatay

geometrik değildir duygular hakikatte

sayılamaz yürek burkuntuları aritmetikle

 

neden yıkılır insan terk edince yarısı

ayakta duramaz neden, yalnız iken bazısı

desteksiz durmuyor mu dünya da boşlukta

dayanak nedir, yıldızları tutan fezada

 

cezbeler tutar onları döndürür çevresinde

yaklaştırmaz da yanına, merkez-i hanesine

ah siz güneşler ki, döndürdü başımı cazibeniz

peykler gibi sallanıyorum boşluktayım bendeniz

 

ne fizik, ne cebir, ne de tababet bulamadı çare

düşünüp duruyor aşk çaresini, biçare felasife

ne kadar rezilim ki, düştüm aşk çemberine

Pi sayısı kadar sabitlendim, mıhlandım çevresine

 

bir yol ver ey paradoks, sokulayım yanına

terk etme sen de beni, yörüngenden fırlatma

denklemi ya çözü ver, muammada bırakma

ya da bir ipucu ne olur, aşkı yalnız bırakma

 

Masalımsı sevgili

Ekim22

 

Ey masalımsı sevgili

Gözleri yok renkli

Saçları dalgasız, ölü deniz

Yokluğunla var gibi

Yaşat hayallerimle beni…

 

Ey masalımsı sevgili

Göğsü gök gibi derin

Bulutsuz gecede mehtap gibi…

Sesi yaz meltemi kadar serin

 

Ey masalımsı sevgili

Gel Kaf dağında da olsan

Ulaşılmaz göklerden iner gibi

İn uykularıma, uyandır beni

Masallar kadar eski

Masallar kadar yalan

Yokluğundan artakalan

Varlığın gibi…

17 yıl

Ekim22

 

On yedi yıla ne sığar ki!

On yedi yıldan başka…

Üçü beşikte, beşi eşikte,

Gerisi çileyle geçen yıllar…

Soğuk ve yağmurlu bir gecede sevdim

Ve soğuk ve yağmurlu bir gecede terk edildim.

***

Yaman şeymiş şu hasretlik,

Yar yar diye zayi oldu gençlik

Kâr etmedi, sebebim oldu belki

Anlamadım, sevdim de ne oldu sanki…

***

Buhranlar içinde yalnız mısın şimdi?

Ahü zar etme, sen değil misin ki müstahak

Şeksiz, şüphesiz idin ki; ağlamayacaktın

Gülmeyi unuttun, dön bir haline bak.

***

Söndür ışığı!

Yazasım yok bu gece…

Dilimde yine şu lanet hece

Hayatımın en kısa özeti ” of “

Kalemim lal oldu,

Söndür ışığı!

UNUTULANLARA

Ekim22

 

Dün gece beni görmedin mi?

Sana göz kırpan yıldız bendim

Beni görmen için çırpındım

Tutunamadım o kayan yıldızdım.

Sabah pencerene geldim

Seni uyandıran bülbül idim.

Perdeni açtın, içeri girdim

Odanı aydınlatan güneş bendim.

Sen sahiden beni görmedin mi?

Bütün öğleden sonra sırtını dayadın bana

Bahçedeki koca çınar bendim.

Ne güzel uyudun kucağımda.

Sonra serince estim

Affet üşüdünse eğer.

İkindide esen rüzgar bendim.

Sonra bahçedeki koklaşmalarımız

Onları da mı unuttun?

Ben bahçendeki en güzel güldüm

Sen beni kokladın ben sana güldüm.

Hatırlamıyor musun sevdiğim?

Haftalarca bana dayanarak gezdin?

Hani ayağın incinmişti ya,

O dayandığın eski değnek bendim.

 

***

 

Artık sana çok uzağım.

Önce yıldızlara bakmaz oldun

Sonra o çalar saat uyandırdı seni.

Niye güneş görmez eve taşındın ki…?

Bahçedeki çınarı kestiler.

Cayır cayır yandı, biliyor musun?

Artık kimin kucağında uyuyorsun?

Rüzgar estiğinde pencereni kapama,

Koca dağlar düşüyor sanki kafama

O bahçedeki gül…soldu!

Niye sulamadın ki onu?

Ayağın iyileşmiş geçmiş olsun

Sen at o değneği, ambarda dursun.

Bunu da mı yapacaktın bana?

Ben sana pervane idim.

Dönerdim etrafında yana yana…

Sen ise ittin beni kenara.

***

Ah sevgilim!

Yine de vazgeçmedim sevmekten seni

Şöyle bir bak etrafına

Belki de görebilirsin beni…

SEVEYİM DİYE

Ekim22

 

seni seveyim diye, kalbimi kalp eyledim

perhiz-i aşk ile senelerdir bekledim

 

ki istedim gelesin ve tek sen olasın

hissimi mecruh ettin, sen gelmedin

 

bilemezdim uzak olacağını benden de

sebepler sükut etti, kudret geldi dile

 

uçtu da can kuşu, konuverdi diyarına

kış etme ne olur, bırak bahar gelsin

 

Mecnun, ben gibiymiş çöllere düşmüş

Ferhad bana benzer, dağları delmiş

 

Bana yetişmez Kerem, Aslıyı kül etmiş

Güçsüz güçlüye benzer, teşbih böyledir

« Eski YazılarYeni Yazılar »