cupkak

DENEMELER

HER ŞEYİN DENKLEMİ

29 May , 2014  

Hayatı matematik denklemi gibi yaşayamam. Bütün verileri tek tek incelemek, mantıklı yollar bulmak, doğru ve genel geçer formüllerle hareket etmek ve rasyonel olma zorunluluğu oldum olası benimseyemediğim bir yaşam biçimidir. Daha yüzeysel ve basit yaşamayı tercih ederim. Hayatı, en azından su içmek kadar basit ve olağan süreçler bütünü şeklinde yaşamak en ehvenidir bence.
***
Matematikte her varsayımın mantıklı ve ispatlı bir sebebe dayanma zorunluluğu vardır. Ancak benim hayatımda her şeyin mantıklı bir sebebi olma zorunluluğu yoktur. Mesela bazen gülmek için bazen de ağlamak için bir sebep bulma ihtiyacı hissetmem. İstediğim zaman, yalnız bir adam olurum, istediğim zaman da sosyal olurum. Bir sayının hem rasyonel hem de irrasyonel olamaması beni ilgilendirmez. Hayatı parçalara bölüp her parçasında farklı bir şekilde görünmek isterim. Bir elipsin uzayın her boyutunda yine elips olduğu gerçeği benim de hayatımın her safhasında aynı kişi olmamı gerektirmez.
***
Kimileri her şeyi mantıklarıyla tartarlar. Önlerine birtakım sorunlar geldiğinde uzun uzun düşünür, her detayını incelerler. Çoğu zaman derin analizler yapacağım derken burunlarının ucunu göremez, mikro gözlem yapacağım derken makro ama basit gerçekleri gözden kaçırırlar. Bunlar hayatı hep bekletirler. Bu sorun için bir formül henüz bulunamadıysa asla adım atmazlar. Halbuki tek yapmaları gereken ikiden birini seçmektir. Hayat her zaman iki yoldan birini seçmektir. Yüzde elli yanılma payı vardır. Matrix’in Neo’sunun da belirttiği gibi problem seçimlerimiz. Hayat seçimlerimizden ve seçimlerin doğurduğu sonuçlardan müteşekkil. Hayatın komplike bir yapısı yok esasında. En azından bizleri ilgilendiren tarafında yok. Allah aşkına söyleyin, hayatımızın yüzde kaçında bizim doğrudan müdahalemiz söz konusudur. Said Nursi’nin de dikkat çektiği gibi en basit bir fiil olan yemek yeme işinde bile tek yaptığımızın yemeği ağzımıza götürmek olduğunu düşündüğümüz zaman bu gerçek daha net anlaşılır. Tek sorun ağzımıza götürdüğümüz yemeği seçme işinde yatıyor. Doğru seçim yaptıysan ne âlâ, yanlış bir seçimde ise hazımsızlık çekmen olağan.
***
Kararlarımda birincil olarak başvurduğum cihazım yüreğim ve vicdanımdır. Aklıma söz hakkını ikinci safhada veririm. Bunun doğruluğunu kimseyle tartışmam. Ancak aklın bencil olduğunu düşünmüşümdür hep. Aklın istediği daima mutlak iyi ve mutlak faydadır. Ben ise mükemmeli arzulamayacak kadar tutarlı olmayı tercih ederim. Gönül ve vicdan ise sevgiyi, güzelliği ve faydayı paylaşır. Üstelik bu paylaşım sonucunda paylaşılan şey azalmaz bilakis müteselsil olarak nemâlanır.
***
Hayatlarında devamlı olarak ince hesaplar yapanları anlayamıyorum. Dünyalarını mamur etmek adına hayatı zindana çevirirler. Mutlu olmayı beceremezler bir türlü. Hayat ince hesapların, müşkül problemlerin çözümlerini bekleyemeyecek kadar kısa bence. Önemli olan kısa bir periyotta en sık frekansı yakalamak mı olmalı, yoksa en büyük frekansı yakalayana dek havanda su dövmek misali sürekli devinim yapmak mıdır? Bence esas olan doğru frekansı yakaladığın an tercihlerini hayata sokmaktır. Hatta mizahçının biri ilkel olmanın güzelliğinden dem vururken, ilkel insanların tercihlerini hemen hayata geçirmelerinden övgüyle bahsederek biz modern dünyanın insanlarının ise en basit bir sonuca ulaşmak adına bütün bir hayatımızı sarf ettiğimizden yakınmıştır. İlginçtir ama tercihlerin derhâl hayata sokulma meselesi bu mizahçının ilkelliği cazip görmesine yol açmıştır.
***
Problem tercihtedir. Yol ikidir. Kıstas ise vicdan ve yürek ile birlikte akıl destekli olmalıdır. Korkmaya gerek yok. Ne faydalar ne de zararlar sürekli değildir dünya için. Matematikte bile denklemin bir tarafındaki terim sonsuza giderken diğer tarafında bir terim sıfıra yaklaşabilmektedir. Bunun gibi de insan, ahiret yolunda sonsuza giderken dünya cihetinde sıfıra gittiğini unutmamalıdır. Esasında sıfır önemli bir rakamımızdır, hele ki paranın üstündeyse. Ancak sıfıra asla ehemmiyet vermemişimdir. Çünkü matematikte bile sonsuzu sıfıra oranlamak saçmadır, tanımlanamaz.
***
Dünyayı doğru algılamak için daha yüzeysel bakmak gerektiğini düşünüyorum. En azından keşmekeşin içinde boğulma tehlikesinden kurtulmuş oluruz. Einstein’ın da bazı felsefeciler gibi her şeyi içine alacak bir denklemi ararken bence tek istediği hayatı bütünüyle tanımlayacak basit bir denklem bulmaktı. Belki Einstein her şeyin basitliğinin farkındaydı, nitekim Hz. Ali’nin de “İlim bir noktaydı onu cahiller çoğalttı” mealindeki sözü de çok manidârdır. Kim bilir her şey gerçekten de göründüğünden daha basittir. Ne dersiniz?

, , ,


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar