İNSAN İNANDIĞI KADAR ÖZGÜRDÜR!
İnsanın en değerli şeyi nedir diye sorulsa şüphesiz ‘imanıdır’ diyecektik. Yine de öyle deriz. Ama imanın hemen yanı başında öyle değerli bir şeye sahiptir ki insanoğlu eğer onu elinde bulundurmuyorsa imanı da şüpheye girebilir: Bu şey özgür bir ruhtur…
İnsanın en değerli şeyi nedir diye sorulsa şüphesiz ‘imanıdır’ diyecektik. Yine de öyle deriz. Ama imanın hemen yanı başında öyle değerli bir şeye sahiptir ki insanoğlu eğer onu elinde bulundurmuyorsa imanı da şüpheye girebilir: Bu şey özgür bir ruhtur…
Hürriyet düşüncesi öyle parlak bir düşüncedir ki; bir anda insanı kainattaki diğer bütün mahluklardan daha üst bir dereceye yükseltmiştir. Evet insanı insan yapan ve onu bütün canlı ve cansız varlıkların üstünde bir makama yükselten özgür iradesidir.
Bizler Allah’ın, insan dahil bütün mahlukları Kendisine kulluk etsin diye yarattığına inanmaktayız. Bunun yanında, Allah insana seçim özgürlüğü de bahşetmiştir. İşte insanı sözgelimi meleklerden farklı kılan bu özelliğidir. İnsan, Allah’a kul olmayı kendi öz iradesiyle seçer. Bu sebeple de meleklerin üstünde bir yere sahip olabilir. Üstelik insan Allah’a olan bu bağlılığıyla kainattaki başka hiç bir şeye eğilmeyeceğini ilan etmiş olur. Fatiha suresinin en önemli ayetlerinden olan “Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz” ayetleri işte bu hakikatin ilanıdır. Evet Allah’a kul olan insanoğlu başka her şeyin kulluğundan azat olur. Artık ne bir lokma rızık için birine tamah edecek, ne de hayatı için birinden aman dileyecektir. Çünkü o her şeyin yaratıcısı ve sahibi olan Allah’a inanmakta ve O’na dayanmaktadır. Kainatın Sahibine dayanan bir kul, başka hangi şeye kulluk edebilir ki!
İşte insanı gerçek manada özgür kılan bu düşüncedir. Zira insan yaratılış itibariyle zayıf ve aciz olmakla beraber; ihtiyaçları ve de arzuları, kudretine nispetle sonsuz büyüklüktedir. Tam da bu sebeple Kudreti Sonsuza dayanmak ve ondan aman dilemekte zerre kadar tereddüt etmez. Çünkü kendisini ve her şeyi yaratana karşı olan bu tebaiyeti onu başka her şeyin kulluğundan ve minnetinden kurtaracaktır. Bunun aksini iddia edenler ve Firavun gibi kendi iradesinde bir uluhiyet tevehhüm ederek, bencilce kendi gücüne güvenenler ve insanın her şeye gücü yeteceğine inananlar, hezeyanlarıyla oyalanan, kendilerini kandıran ve aslında içten içe acziyetlerini ortaya koymaktan kendilerini alamayan bir grup çaresizden başkaları değildir…
İşte böylesi bir iradenin arkasına sığınan insan, kainat tarihinde başka hiçbir canlıya tanınmayan sonsuz bir özgürlük dünyasına adım atar. Artık insanın önünde Kudreti Sonsuzun yarattığı kainatın hikmet dairesindeki kuralları haricinde bir engel yoktur. Sebepler dediğimiz kurallar manzumesi ise yine her şeye gücü yeten Allah’ın dilemesiyle var olan ve yine dilemesiyle kendisine ve istediği kişilere ram olan, boyun eğen kurallardan ibarettir. Evet özgür insanın önünde yasaklar yahut engeller yoktur bir takım insanların iddia ettiği gibi… Bilakis sadece fıtrata ve yaratılışa uygun olarak bazı kurallar vardır. Ve insan sonsuz bir özgürlük tutkusuyla bu kurallara uyacağına söz verir. Bu kurallar insan hayatını kolaylaştıran şeylerden başka bir şey de değildir esasında. Örneğin yer çekimi de bir kuraldır. İnsan buna ister istemez uyar. Buna karşı çıkmaya kalkmanın bir anlamı da yoktur. Ancak kainatın bir başka kuralına uygun davrandığı zaman insanoğlu bazı vasıtalarla yerçekimine karşın uçmayı da becerebilmiştir. İşte bu da Allah’ın iradesi ile onun hikmetli kurallarının O’na boyun eğmesine bir örnektir.
İnsan özgürdür ve özgürlüğünün değerini bilmelidir. Hiçbir insan bir başkasının özgürlüğüne sınır koyamaz. Aynı şekilde hiçbir insan başka bir canlının özgürlüğünü de sınırlayamaz. Allah’ın, insanın faydasına sunduğu birtakım dünya nimetleri müstesna… İnsan bunlardan da ihtiyacı dairesinde ve açgözlülükle tüketmeden, hırsa girmeden, israf etmeden istifade edebilir. İnsan başkasına köle olmadığı gibi, kendi egosuna ve hırslarına da köle olmamalıdır. Esaretlerin en büyüğü şüphesiz insanın nefsine olan esaretidir. Çünkü bu kurtulması en zor ve insanlık için en tahrip edici esarettir. İnsanın bedeni esir alınabilir. İnsan bu esaretinin içinde özgür bir ruha sahipse her şeye rağmen özgür sayılır. Ancak insan kendi bedenine esir olduğu zaman onu hiçbir şey kurtaramayabilir.
İnsan inandığı ölçüde özgürdür. İnanmıyorsa korkularının ve benliğinin mahkumu olabilir. Özgürlüğe inanmak, özgürce inanmak ve sonsuza dek özgür kalmak dileğiyle…