250453_10150203135447620_5782276_n

SEYAHATLER

FAS KRALLIĞI SEYAHATİ

31 Oca , 2015  

Fas’ın Araplar tarafından bilinen ismi Mağrib’tir… Zaten o bölgedeki ülkelere de bizim dilimizde Mağrib ülkeleri denilir… Mağrib, Batı demektir.

İslam coğrafyası olarak isimlendirebileceğimiz coğrafyanın en batı noktasındaki ülke Fas olduğundan, Mağrib denilmektedir. Gerçekte bizim için bütün dünya İslam coğrafyasıdır aslında… Çünkü Allah bütün doğuların ve batıların Rabbi’dir. Dolayısıyla İslam’a bir sınır koyulması mümkün görünmemektedir. Fas dünya ülkeleri ve özellikle batılılar tarafından Morocco ismiyle bilinir. Bu da Fransız dilinde Müslüman manasında kullanılan bir isimdir. Biz ise Osmanlı’dan kalma bir alışkanlık olarak bir zamanlar Osmanlı toprağı olan Fes şehrine binaen bu ülkeye Fas diyoruz…

247825_10150203131547620_330953_n

Kuzey Afrika’da yaklaşık olarak 32 milyon nüfusa ve 447,000 kilometre kare yüzölçüme sahip bir ülkedir. Başkenti Rabat ve en büyük şehri de Kazablanka’dır. Fas’ın, Atlantik Okyanusu’ndan, Cebelitarık Boğazını çevreleyip Akdeniz’de son bulan uzun bir sahil şeridi vardır. Doğudan Cezayir, Kuzeyden İspanya (boğaz boyunca bir denizden bir sınır ve Ceuta ile Melilla adlarında iki küçük özerk şehir), güneyden de Moritanya ve Batı Sahra ile komşudur.

Fas, Afrika’da bulunduğu halde Afrika Birliği’ne üye olmayan tek ülkedir ve girmeyi düşündüğüne dair bir emâre de yoktur. Bununla birlikte; Arap Ligi’nin, Arap Mağrip Birliği’nin, Frankofon yani Fransızca konuşan ülkeler topluluğunun, İslam Konferansı Örgütü’nün, Akdeniz Diyaloğu grubunun ve G-77’nin üyesidir.

Fas’a gidişimiz tamamen turistik amaçlı oldu. Atlas okyanusunun sonsuzluğuna açılan ve Şark’ın en Batı noktası olarak tanımlayabileceğimiz bu gizemli ülkeyi görmek oldukça cazip bir fırsattır. Fas’a Türk vatandaşları en az 3 ay geçerli bir pasaport ile vizesiz olarak seyahat edebilmekte ve tam 90 gün kalabilmektedirler. Bu da bu ülkeyi gezmeyi cazip kılan bir başka faktör tabii… Fas’a İstanbul’dan THY, Royal Air Maroc ve Air Arabia gibi firmalar hemen hergün seferler düzenliyor. Yolculuk yaklaşık dört buçuk saat sürüyor ve uçaklar Başkent Rabat’a değil de, en büyük şehir olan Kazablanka’ya iniyor. Kazablanka’yı Humphrey Bogart ve Ingrid Bergman’ın başrollerini paylaştığı romantik 1942 yapımlı Kazablanka adlı filmden hatırlayanlar olacaktır. Kazablanka, İspanyolca’da “Beyaz Ev” anlamına gelmektedir ki, Kazablanka’nın evleri de zaten genellikle bembeyazdır. Atlas Okyanusu’na kıyı olan bu şehirde Okyanus’un kıyısına inşa edilmiş, dünyanın en büyük camilerinden biri olan II. Hasan Camii’ni ziyaret etmekle şehri gezmeye başlayabilirsiniz.
Kazablanka şehri; Eski Şehir, Yeni Şehir ve bu iki merkezin etrafına yayılmış çeşitli turistik destinasyonlarıyla birçok görülecek yer barındırmaktadır. Bu adresler; hem egzotik hem de modern mimariden izler taşımakta, Afrika kıtasının en orijinal yerleşimlerinden birini oluşturmaktadır. Gezinize Yeni Şehir’den başlayarak, şehrin tüm noktalarını adım adım gezebilirsiniz.

250453_10150203135447620_5782276_n

II. Hassan Camisi
II. Hassan Camisi, kuzeyde, limanın yanında, Kazablanka’nın sembol yapısı olarak yer almaktadır. Yapı, Fas’ın en büyük, dünyanın ise en büyük 3. camisidir. Cami, şehir topraklarından Atlantik Okyanusu’na doğru uzanan burun üzerinde okyanusu selamlarken; gökyüzü, deniz ve toprağın buluştuğu noktada manevi bir huzur vaad ediyor…
Kral II. Hassan’ın isteğiyle 1986 – 1993 yılları arasında inşa edilen caminin yapımında 35 bin işçi çalışmış. Cami, Fas mimarisinin en güzel ustalığı olarak karşımıza çıkıyor… Kompleks, 9 hektarlık bir alana yayılmaktadır ve 210 metre ile dünyanın en uzun minaresine sahiptir. Ana ibadet salonu, 25 bin kişiye aynı anda ibadet imkânı sunmaktadır.
II. Hassan Camisi’nin neredeyse tüm malzemeleri ülkeden karşılanmış. Mermerler Agadir’den, sedir odunları Atlas Dağları’ndan ve granit Tafraoute’tan getirilmiş. Sadece beyaz mermer kolonlar ve cam avizeler İtalya’dan alınmış. Tüm bu malzemelerin büyük bir ustalıkla şekillendirilmesiyle, oyma dış kaplamalı, çinili; mermer, oniks ve traverten kaplamalı dış cepheli ve sedir tavanlı bir yapı ortaya çıkmış. Ayrıca caminin zeminin bir kısmında, alttaki okyanusun görülebilmesi için cam kullanılmış. Burada oturup ibadet edenler, eşsiz bir manzara seyredebiliyor.
Bu eşsiz yapının diğer özellikleri ise açılır kapanır bir çatıya sahip olması ve minaresinden yayılan lazer ışınlarıdır. Özel durumlarda çatısı açılabilmekte, gökyüzünden gelen güneş ışınları camiyi aydınlatmaktadır. Minareden yayılan iki lazer ışını ise Mekke’ye doğru yönelmekte, 30 km’lik bir uzaklığa erişmektedir. Kompleksin alt katında ise şu an kullanımda olmayan bir Türk hamamı bulunuyor.

255613_10150203138462620_582775_n
Yeni Şehir
Kazablanka’nın ilgi çekici bölümlerinden biri Fransız mimar Henri Prost tarafından inşa edilen Yeni Şehir bölgesi. Şehir merkezinin kuzeydoğusundaki Old Medina (Eski Şehir)’yı çevreleyen surların dışında kalan bu alan, Fransız egemenliğinin etkisi sonucu Ville Nouvelle olarak adlandırılmış. 20. yüzyılın başlarında inşa edilen ve dönemin mimari izlerini taşıyan Ville Nouvelle’in merkezinde, Place des Nations Unies ve Place Mohammed V Meydanları bulunuyor.

Place de Nations Unies Meydanı
20. yüzyılın başında küçük, sessiz ve adeta in cinin top oynadığı bu alan, 1920 yılında yapılmış ve günümüzde şehrin en merkezi noktası hâline gelmiş. Yapıldığında Place de France olarak isimlendirilmiş, ilerleyen yıllarda Place de Nations Unies ismini almıştır. Fas’ın modern yüzünü görmek isterseniz, bu meydan, ziyaret etmeniz gereken ilk durak olmalı. Meydanı, 1930’lu yıllardan kalma kemerli apartmanlar çevrelemekte, balkonlara gizlenmiş restoranlar dinlenmek ve Kazablanka’yı izlemek için sizi bekliyor.
Meydanın kuzeydoğu köşesinde, 1910’da yapılan ve bir restorasyon geçiren Saat Kulesi yer almakta. Kazablanka filminden hatıralar bulabileceğiniz Hyatt Regency Hotel ve meydanın en gösterişli binalarından biri olan Fas’ın ilk Art Deco tarzı oteli, Mağribî tarzdaki balkonları ve efrizleriyle dikkat çeken Excelsior Hotel (1914 – 16)’i de yine bu meydanda görebilirsiniz. Place de Nations Unies’den limana ise restoran ve çeşitli dükkânlarla dolu Boulevard Houphouët Boigny iner. Limana yürüyerek inmek 15 – 20 dakikanızı alacaktır.

Place Mohammed V Meydanı
Place de Nations Unies’nin güneyinde ise şehrin idari merkezi Place Mohammed V Meydanı yer alıyor. Burada, Fransız himayesinin mimari özellikleri ile Fas mimarisinin ağırbaşlı çizgileri bir arada bulunuyor. Adliye, valilik, postane, bankalar ve çeşitli kültürel organizasyonların binaları; meydanın resmi atmosferini pekiştirmektedir. 56 metre uzunluğundaki çan kulesiyle dikkat çeken yönetim binası Préfecture, 3 avlu etrafına kurulmuş, her biri bir tropikal bahçeye sahip olan birkaç binadan oluşmakta.
Préfecture kompleksinin hemen arkasında Kuzey Afrika sanatından izler taşıyan, yeşil çinili gölgeliğe sahip girişi ve galeri boyunca ilerleyen kemerleriyle 1922 tarihli Palais de Justice (Adalet Sarayı) bulunur. Meydanın görülmeye değer diğer noktaları ise Fransa konsolosluk binası Consulat de France (1916), çinili cephesiyle ünlü Postane (1920) ve Rue de Paris’in önündeki, tam ortasında 1976’da yapılan bir çeşme bulunan küçük bir yeşil alandır. Place Mohammed V’in önünde ise Kazablanka’nın oksijen depolarından biri, belki de şehrin en yeşil alanı Parc de la Ligue Arabe yer almaktadır.

247406_10150203143902620_1170775_n

Parc de la Ligue Arabe
Şehrin en büyük parkı, uzun palmiye ağaçlarıyla dolu Parc de la Ligue Arabe’dır. 1919 yılında mimar A. Laprade tarafından tasarlanan bu büyük bahçe, halkın gezinti yapmak ve dinlenmek için tercih ettiği popüler bir menzildir. Palmiye ve inci ağaçları ile kameriyeler ve kemerler; parkın temiz hava almayı ve rahatlamayı garantileyen sakinleridir. Parkı çevreleyen Rue d’Alger, Rue du Parc ve Boulevard Mouley – Youssef ise Art Nouveau ve Art Deco stilinde evlerle bezelidir.
Parc de la Ligue Arabe civarında, dikkate şayan iki kilise bulunmaktadır. İlki, kuzeybatı yönündeki, şu an bir kültür merkezi olarak kullanılan Église du Sacré-Cœur (1930-52)’dur. Diğeri ise güneydoğu yönündeki, Hz. Meryem’in hayatından karelerin tasvir edildiği vitraylı pencereleriyle ünlü Église Notre-Dame-de-Lourdes (1956)’dur. Parkın güneybatısında ise Fas resminden örneklerin sergilendiği Villa des Arts bulunmaktadır.
Quartier Habous
Şehir merkezinin güneybatısındaki Quartier Habous bölgesi, Yeni Şehir’in merkezi olarak bilinmektedir. 1930’lu yıllarda, artan nüfus için yeni bir yerleşim alanı yaratmak ve bir kısım nüfus için de olsa sağlıklı hayat koşulları sunmak amacıyla Fransız şehir plancıları, bu bölgeyi dizayn etmişler. Geleneksel Arap mimarisi esas alınarak inşa edilen Quartier Habous, aynı zamanda modern şehircilik ögeleri de içermekte. Burada; çarşı, dükkânlar, camiler, ticaret merkezi, hamamlar ve konutlar bulunmakta. Fransız himayeciliğin eseri olan bu bölge, düzenli sokakları ve şehrin geri kalanına göre daha yeşil yürüyüş yolları ile Kazablanka’nın en modern köşesi olarak dikkat çekiyor.
Quartier Habous’un kuzeydoğusunda bakır ve pirinçten yapılmış ürünler ile Fas halı ve kilimlerinin satıldığı pazarlar ile şehrin en ünlü pastanesi Chez Bennis yer alır. Kuzeybatıda, 1952 tarihli, Arap stilinde inşa edilmiş ve zellij tarzdaki çini işçiliği ile dikkat çeken yönetim binası Mahakma du Pacha; Quartier Habous’un eteklerinde ise lüks saray Royal Palace bulunur. Bu sarayın bahçeleri, kısa bir gezintiyi hak etmektedir.

248919_10150203145467620_3159843_n

Boulevard Mohammed V
Place des Nations Unies’nin doğusu, Quartier Habous’un ise kuzeyinde, işlek bir bulvar olan Boulevard Mohammed V yer almaktadır. Meydanın etrafındaki yüksek binalar; kemeraltı bölümleri, kolonları, çinileri ve oymaları ile farklı mimari cepheler sunar. Bu yapıların en ilginç özelliği ise birçok stilden ögeler içeriyor olmalarıdır. Nitekim burada sade Art Deco tarzı ile detayların öne çıkarıldığı dekoratif Fas tarzı iç içe geçmiştir. Bu sentezin en güzel örnekleri Rue El-Amraoui Brahim’in köşesindeki Glaoui (1922), pazarın karşısındaki Bessonneau (1917) ve Boulevard Hassan Seghir’in köşesindeki Asayag (1932) yapılarıdır.
Bulvarın diğer ünlü yeri ise pasajlarıdır. 1920’li yıllarda Paris Champs-Élysées Caddesi’nde yapılanlarla benzerlik gösteren pasajların en dikkat çekenleri ise bulvar ile Rue Allal ben-Abdallah’ı birleştiren Passage du Glaoui ve bu pasajın karşısındaki Art Deco tarzından izler taşıyan Passage Sumica’dır. Rue Mohammed el-Quori’nin üzerinde ise eskiden bir sinema salonu olan, renkli bir tasarıma ve vitray pencelere sahip Rialto binası bulunmaktadır. Boulevard Mohammed V, Kazablanka mimarisini yakından görmek için kaçırılmayacak bir fırsat.
Eski Şehir / Old Medina
20. yüzyılın başlarında Kazablanka sadece etrafı surlarla çevrili Eski Şehir’den oluşmaktaydı. Fransızların şehri himaye altına almalarıyla Yeni Şehir inşa edildi ve şehrin sınırları giderek arttı.
Surlar içindeki bu şehre, 4 ana kapıdan giriş sağlanmaktaydı. Bunlardan ikisi, Bab Marrekech ve Bab el-Jedid, günümüzde hâlen ayaktadır. Surlar boyunca kurulan günlük pazarda takıcılar, berberler, arzuhâlciler ve daha birçok esnaf ticaret yapmaktadır. Old Medina bölgesinde bir de kale bulunmaktadır. Kale, 17. yüzyılda Sidi Mohammed ben Abdallah döneminde yaptırılmıştır. Kalenin arkasında ise Kazablanka’nın ilk koruyucu azizi olan Sidi Allal el-Kairouani’nin türbesi bulunmaktadır. Fransızların 1907 yılında karaya ayak bastığı nokta Boulevard des Almohades üzerindeki Bab el-Marsa ise 18. yüzyıldan kalma bir şehir kapısıdır.
Merkezin etrafındakiler

253859_10150203135097620_5228985_n

Musée du Judaïsme Marocain

Roma hâkimiyeti günlerinden 1956’daki bağımsızlık ilanına kadarki dönemde Kazablanka’da birçok Yahudi yaşıyordu. Bu yüzden, şehirde, Yahudi nüfusa ait birçok iz bulmak mümkün. Müzede; kaftan, şal, çeşitli kumaşlar gibi aksesuarlar ile bir de restore edilmiş sinagog bulunuyor. Şu an şehirde politika ve ekonomi alanlarında hâlen söz sahibi olan Yahudi kesimini kültürel açıdan incelemek için Musée du Judaïsme Marocain ziyareti faydalı olabilir. Müze, Quartier Habous’un birkaç kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Kazablanka Twin Center
Parc de la Ligue Arabe’ın hemen alt tarafında; Boulevard Zerktouni ile Boulevard El-Massira’nın birleştiği noktada ise Kazablanka Twin Center bulunmaktadır. 100 m’lik iki kulesiyle bu yapı, Kazablanka’nın ekonominin merkezi olduğunun bir işaretidir. Ricardo Bofill ile Elie Mouyal’ın inşa ettiği binanın içinde ofisler, alışveriş merkezleri ve bir de konferans salonu bulunmaktadır.
Anfa
Anfa, Kazablanka’nın kuzeybatısındaki bir tepeden şehre doğru bakar. California’nın Beverly Hills’i neyse, Kazablanka’nın Anfa’sı da odur. Etrafı çiçekler ve ağaçlarla çevrili geniş caddeler; teraslı, yüzme havuzlu lüks villalar; Anfa’yı şehrin en elit semti hâline getirir. 1930’lu yıllardan beri, bu semtte görkemli evler inşa edilmekte, mimarinin başarılı örnekleri burada hayat bulmaktadır. Kazablanka şehrinde, bu farklı dünyaya adım atmalı; tamamen farklı bir atmosfer soluyabileceğiniz Anfa semtini görmelisiniz.
Corniche d’Aïn Diab
II. Hassan Camisi’nden ve Anfa’dan daha batıya doğru gidildiğinde okyanus kıyısındaki Corniche d’Aïn Diab’a varılır. Otel, restoran, gece kulüpleri ve yüzme havuzlarıyla dolu bu kıyı bölgesinde, doğuda 1916 tarihli El-Hank Feneri’ni, batıda ise Sidi Abderrahman Türbesi’ni görebilirsiniz. Elit sınıfın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak burada birçok lüks restoran yapılmıştır. Bunlardan ikisi Le Lido ve La Réserve, dünyaca üne sahiptir.
Kayalara oyulmuş Sidi Abderrahman Türbesi, Müslümanlar için oldukça önemlidir. Fiziksel ve psikolojik sorunları olanlar, burayı ziyaret ederek, iyileşmek için çare aramaktadırlar.
Kazablanka’nın diğer yüzü, gelir seviyesi şehrin geneline göre daha yüksek olan Corniche d’Aïn Diab, farklı bir Kazablanka tecrübesi yaşamak isteyenleri çağırıyor.
Liman
Kazablanka limanı, Fransız himayesi döneminde inşa edilmiştir ve 1.8 kilometrelik alanı ile dünyanın en büyük yapay limanlarından biri konumundadır. Aynı zamanda tüm ülkenin de ana limanı durumundadır. Liman, okyanustan gelen dalga darbelerine karşı güçlü setlerle korunmaktadır. Oldukça modern ticaret, balıkçılık ve dinlenme tesisleri barındıran limanda yapacaklarınızın başında buradaki balık restoranlarına uğramak gelmelidir. Çünkü Kazablanka limanında lezzetli balık yemekleri sunan çok sayıda restoran bulunmaktadır. Limana, Old Medina’dan doğu yönünde birkaç dakikalık bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz.

249518_10150203145142620_2032616_n

Hamamlar
Türk hamamları, Kazablanka’da da en popüler turistik menzillerden biri olarak dikkat çekmektedir. Eğer hamam keyfine de vakit ayırmak istiyorsanız Hammam Ziani’ye uğramalısınız. Sheraton ve Golden Tulip gibi beş yıldızlı otellerin birçoğunun da hamam bölümü vardır. Ayrıca Old Medina’da da bir hamam bulunmaktadır:
Şehir merkezinin biraz uzağında olsa da Kazablanka’nın en dinlendirici köşelerinden biri olan Kasbah Boulaouane’u da görmek isteyebilirsiniz:
Kasbah Boulaouane
Kasbah’ın karşılığı Fas mimarisinde kendini “kale” olarak göstermektedir. Wadi Oum er-Rbia Nehri’ne bakan bu kale, bir savunma üssü olarak inşa edilmiştir. Kaynaklar, kalenin 1710 yılında Moulay Ismail tarafından, şehrin barış ve birliğinin korunmasını sağlamak için yapıldığına işaret etmektedir. Kalenin 10 m yüksekliğindeki kulesi, en güzel Kazablanka manzaralarından birini sunmakta, sukunet arayanlara çare olmaktadır. Şehrin gürültüsünden kaçan halkın gözde mekânlarından biri olan kale, mimari özellikleriyle de dikkat çekmektedir. Kale duvarlarındaki dekoratif işleme ve mozaikler, burayı görülesi bir durak hâline getirir. Ayrıca halkın kutsal saydığı azizlerden Sidi Mancar’ın türbesi de buradadır.

MARAKEŞ
Fas’ın Kazablanka ve Rabat’tan sonra en büyük üçüncü şehri olan Marakeş’in adı, Berberice “Tanrı’nın yeri” anlamına gelen mur(n)akush kelimesinden türemiştir. Marakeş aynı zamanda, bölgeye has doğal kırmızı taşlardan inşa edilen birçok tarihi yapıyı içerisinde barındırması dolayısıyla “kırmızı şehir” olarak da bilinmektedir.
Atlas Dağları’nın eteğinde yer alan Marakeş, Fas’ın en büyüleyici doğa manzaralarını içerisinde barındıran bir şehirdir. Kış turizminin bir hayli geliştiği şehir, tarihi yapıları ve prestijli kültür sanat merkezleriyle ülkenin en çok turist alan bölgelerinden biridir.
Marakeş, Fas’ın hem otantik ve tarihi hem de modern ve gelişmiş yönlerinin keşfedilebileceği büyülü bir şehirdir. Şehir merkezindeki tarihi Medina bölgesi; yılan oynatıcıları, hikâyeciler, meddahlar, akrobatlar ve otantik çay evleri ile ziyaretçilerine Fas’ın eski masalsı atmosferini yaşatırken; Guéliz semti modern yapılara, fast food zincirlerine ve lüks butiklere ev sahipliği yapmakta ve bambaşka bir Marakeş silueti yansıtmaktadır.
Labirent gibi sokakları, egzotik kültürü ve tarihi yapılarıyla ziyaretçilerini; büyüleyici bir eski zaman masalındaymış gibi hissettiren Marakeş, yeni kültürler tanımak ve farklı tatlar denemek isteyenlerin mutlaka seyahat etmeleri gereken bir şehirdir.
Marakeş’i büyülü kar manzaraları eşliğinde keşfetmek ve şehrin hemen yakınında bulunan kış turizmi merkezlerinde kayak yapmak için seyahatinizi aralık – mart ayları arasına denk getirmeniz önerilmektedir.

Amacınız daha çok tarihi ve kültürel mekânlar üzerine odaklanmak ve uzun saatler boyunca şehrin açık hava pazarlarını keşfe çıkmaksa mayıs – ekim ayları arasında Marakeş, size daha fazla keyif verecektir.
Marakeş seyahatinizin daha keyifli geçmesi için birkaç küçük noktaya dikkat etmelisiniz.
Marakeş’te turist olduğunuzu çok fazla belli etmemeye özen göstermelisiniz. Aksi hâlde etrafınız dilenciler, yan kesiciler ve sahte tur rehberleriyle sarılacaktır. Marakeş’te isteğiniz haricinde size sunulan hiçbir yiyecek ve içecek maddesini kabul etmemeniz önerilmektedir.
Koutoubia Camisi
1147 yılında geleneksel Fas mimarisi stilinde kırmızı taşlar kullanılarak inşa edilen Koutoubia Camisi, 1199 yılında Mekke ile düzgün hizalanmadığı gerekçesi ile yıkılarak yeniden inşa edilmiştir. Eskiden kitap pazarının kurulduğu alana yakın olması sebebiyle kitapçılar camii olarak da bilinen yapının 69 metre uzunluğundaki minaresi, Marakeş’in her yanından kolayca görülebilmektedir.
Bu özelliğiyle yönünü kaybetmiş birçok turiste yardımcı olan Koutoubia Camisi, 17 koridordan ve 112 kolondan oluşan binlerce Müslüman’ın aynı anda ibadet etmesine imkan tanıyan dev bir dini mekândır.
Caminin ustaca oyulmuş, işlemelerle süslü minber bölümü; ünlü Berberi hanedanlığı Almoravid Sultanı Ali ben Youssef tarafından şehre armağan edilmiştir. Koutoubia Camisi, göz alıcı süs bahçeleriyle donatılmıştır ve bilhassa akşam saatlerinde keyifli bir Marakeş yürüyüşü yapmak isteyenlerin favori uğrak noktasıdır.
Bahia Sarayı
19. yüzyılda Sultan I. Moulay el Hassan’ın baş veziri Bou Ahmed tarafından ailesinin ve hareminin konaklaması amacıyla inşa ettirilen Bahia Sarayı, her ne kadar vezirin ölümünün ardından yağmalandıysa da hâlâ eski güzelliğini ve ihtişamını yansıtabilmektedir.
Günümüzde Sultan ve ailesi şehre ziyarete geldiğinde mahiyetlerinin konaklaması için kapatılan Bahia Sarayı; rengârenk boyalı tahtadan oyma duvar süslerine, muazzam bir işçilikle oluşturulan tavan boyamalarına, alçı süslemelere, büyüleyici güzellikteki mozaiklere ve göz alıcı el işlerinin dolu olduğu geleneksel Fas dekorasyonuyla bezenmiş odalara sahiptir.
Sarayı dolaşırken baş vezirin ailesinin ve haremindeki kadınların sosyal statülerine göre odalarının giderek büyüdüğüne ve ihtişamının arttığına tanık olabilirsiniz.
Menara Bahçeleri
Menara Bahçeleri, 12. yüzyıldan bu yana Almohad Hanedanlığı üyelerince çalıştırılan bir çiftlik ve etrafındaki yemyeşil ormanlık bahçelerden oluşmaktadır.
Atlas Dağları’nın eteğinde yer alan bu muhteşem güzellikteki bahçeler, Marakeş’te en çok fotoğrafı çekilen yerlerdir. 30.000 zeytin ağacına ve doğanın tüm yeşilliğini yansıtan, içi süs balıklarıyla dolu dev bir havuza sahip olan Menara Bahçeleri içerisinde; ziyaretçilerin faydalanabileceği bir tesis ve 1869 yılında sonradan inşa edilerek alana eklenen mezdeh adında bir de piknik alanı yer almaktadır.
Menara Bahçeleri’ni ziyaret etmek için günün en uygun zamanı, turist kalabalığının etraftan çekildiği akşamüstü saatleridir. Çiftliğin birinci katındaki büyük açık balkonda geleneksel nane çayı içerek; havuzu, bahçeleri ve büyüleyici dağ manzarasını izlemek mümkündür.
Dar Si Saïd Müzesi
Djemaa El-Fna Meydanı’ndan yürüyerek beş dakikada ulaşılabilen Dar Si Saïd Müzesi, Fas el işçiliği sanatına adanmış bir merkezdir.
Saray kâhyası Si Saïd’in 19. yüzyılda inşa edilen eski sarayı içerisinde kurulu olan müze; sedir ağacından özel olarak yapılan geleneksel Fas mobilyalarına, çöl yaşamına ait objelere, el işi ürünlerine, rengârenk boyanan tahtadan özenle oyularak süslenmiş pencere ve kapı çerçeveleri koleksiyonuna, Fas’a özgü müzik ve savaş aletlerine ev sahipliği yapmaktadır.
Saadian Mezarları
Kasbah Camisi’nin bahçe alanı içerisinde yer alan Saadian Mezarları, 16. yüzyılda Saadian Sultanı Ahmed el Mansour tarafından kendinin, ailesinin ve mahiyetinin gömülmesi için inşa edilen 100 mozoleden oluşan bir mezarlıktır. 1917 yılında keşfedilen ve ziyarete açılan mezarlık, birbirlerine paralel bir biçimde uzanan mermer mozolelerin yanı sıra Fas mimarisi stilinde alçı süslemelerle bezeli bir tavana ve büyük taş sütunlara sahiptir. Sultanın ve en sevdiği oğullarının mezarları; diğer mozolelerden farklı bir alanda, çevresi daha da fazla süslenerek inşa edilmiştir.
Saadian Mezarları içerisinde sultanın karısının, haremindeki cariyelerin, din adamlarının ve devlet büyüklerinin bir bölümünün naaşları bulunmaktadır. Marakeş’in en popüler turistik gezi mekânlarından biri olan bu mistik kabristanı ziyaret ederken uzun bir sıra beklemek istemeyenlere, mekânı sabah saatlerinde gezmeleri önerilmektedir.
Ben Youssef Medresesi
Kuzey Afrika’nın en büyük İslam okullarından biri olma özelliğine sahip Ben Youssef Medresesi, 14. yüzyılda Berberi Merenids Hanedanlığınca inşa ettirilmiştir. Bu nedenle yapının temeli, diğer medrese binalarından oldukça farklıdır.
16. yüzyılda Sultan Abdullah el Ghallib tarafından kısmi olarak yıktırılıp yeniden inşa ettirilen medreseye bu yenileme çalışmaları esnasında Endülüs mimari ögeleri eklenmiştir.
Hat sanatıyla süslü duvarları, tahtadan oyma pencere ve kapıları ve alçıdan göz alıcı kabartmalarıyla inşa edildiği dönemin ihtişamını yansıtan medresenin adı; 1106 – 1142 yılları arasında bölgenin hâkimi olan Sultan Ali İbn Yusuf’tan ilham alınarak koyulmuştur. Medrese içerisinde bir de küçük cami bulunmaktadır.
Ben Youssef Medresesi; Marakeş Müzesi ve İslami mimarisinin en göz alıcı örneklerinden, Almoravid Hanedanlığı döneminde inşa edilmiş kubbeli küçük bir yapı olan Koubba el Badiyin ile aynı dış alan içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle medreseyi görmek için alınan bilet ile bu turistik alanı da ziyaret etmek mümkündür.
Marakeş Müzesi
19. yüzyılda Menebhi Hanedanlığı tarafından inşa ettirilen Dar Menebhi Sarayı, 1997 yılında Omar Benjelloun Vakfı tarafından restore ettirilerek Marakeş Müzesi’ne dönüştürülmüştür.
Müzede; hem modern hem de geleneksel Fas sanatına ait birçok resim, heykel, tarihi kitap, para koleksiyonu ve çömlek kap sergilenmektedir. Yerel sanatçıların eserlerinden oluşan sanat koleksiyonunun en büyük özelliği, eski ve yeni Fas sanatını aynı mekânda buluşturması ve gelişimini gözler önüne apaçık sermesidir.
Göz alıcı mimarisi ve prestijli sanat koleksiyonuyla Marakeş’e yolu düşen herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir mekân olan Marakeş Müzesi, haftanın her günü 09.00 – 18.00 saatleri arasında açık bulunmaktadır.
Bab Agnaou Geçidi
12. yüzyılda Almohad Hanedanlığı tarafından inşa ettirilen Bab Agnaou; Marakeş’in tarihi şehir merkezi Medina bölgesine girişi sağlayan 19 geçidin en ünlüsüdür.
Kapısı at nalı şeklini andıran geçidin, görkemli üst kısmı; iç içe geçmiş üç yuvarlak dairesel şekilden oluşmaktadır. Geçidin üzerindeki duvarı, ihtişamlı bir biçimde kaplayan bu dairesel kabartmaların üzeri, çiçek motifleri ve kaligrafik bir biçimde yazılmış Kur’an-ı Kerim ayetleri ile bezenmiştir.
Majorelle Bahçeleri
1924 yılında Marakeş, Fransız kolonilerinin hâkimiyeti altındayken Fransız sanatçı Jacques Majorelle tarafından inşa edilen Majorelle Bahçeleri, bugün şehrin en huzurlu ve popüler botanik bahçelerinden biri olma özelliğine sahiptir.
Majorelle Bahçeleri içerisinde; mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken ve prestijli sanat eserlerine ev sahipliği yapan İslam Sanatları Müzesi yer almaktadır.
Müzede, İslami sanat eserlerinin yanı sıra Kuzey Afrika tekstil sergisi bölümünde; Marakeş’te uzun yıllar yaşamış olan ve külleri 2008 yılındaki ölümünün ardından Majorelle Bahçeleri’ne serpilen, dünyaca ünlü moda tasarımcısı Yves Saint-Laurent’in kişisel koleksiyonundan parçalar sergilenmektedir. Ayrıca resim bölümünde de; yine Yves Saint-Laurent tarafından yapılmış Majorelle Bahçeleri’nin eşsiz manzarasını konu edinen eserler bulunmaktadır.
Egzotik bitki türlerinin yanı sıra Fas’a özgü birçok bitkiye de ev sahipliği yapan bahçelerde 15 farklı kuş türü yaşamını sürdürmektedir.
Shrob Ou Shouf Çeşmesi
Adı, “iç ve bak” anlamına gelen Shrob Ou Shouf Çeşmesi; 1578 – 1603 yılları arasında bölgede hüküm sürmüş olan Arap Kralı Ahmad al-Mansur döneminde inşa edilmiştir.
UNESCO tarafından 1985 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi kapsamına alınan çeşmenin üzerinde; tahtadan oyularak yapılmış delikli bir çerçeve ve bu çerçevenin altında da oryantal seramik süslemeleri yer almaktadır. Ayrıca tüm yapının üzeri, yeşil kiremitten bir çatı ile kaplıdır.
El Badi Sarayı
Görkemli El Badi Sarayı, 1578 yılında Arap kralı Ahmad al-Mansur tarafından inşa ettirilmiştir. 360 odaya ve havuzlu bir avluya sahip olan sarayın inşasında İtalyan mermerleri ve büyük miktarda Sudan altını kullanıldığı bilinmektedir. Sarayın bodrumunda kralın esirlerinin hapsedildiği küçük bir zindan alanı bulunmaktadır.
El Hamra Sarayı’ndan ilham alınarak tasarlanan El Badi Sarayı’nın büyük bir bölümü ne yazık ki Sultan Mawlay Ismail tarafından yıkılmıştır. Günümüzde bu yıkımdan kurtulabilen küçük bir bölüm ziyaret edilebilmektedir.
Her ne kadar sarayın görkemli yapısına bütünüyle şahit olunamasa da, tarihi ve mistik yer altı tünellerini keşfe çıkmak, maceraperest turistler için keyifli bir aktivitedir.

Şehrin dışında kalan yerler
Marakeş’in kalabalık ve hareketli atmosferi sizi yorduğunda, yeniden enerji depolamak için eşsiz doğa manzaralarına ev sahipliği yapan büyüleyici Fas kırsalını ziyaret edebilirsiniz.

Oukaimeden
Marakeş şehir merkezinin 76 km güneyinde bulunan Oukaimeden ilçesi, Yüksek Atlas Dağları’nın eteğinde yer alan yeşil doğasıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakan bir kayak merkezidir. Oukaimeden’e araç kiralayarak, taksi ile ya da kayak turlarının shuttle servisleri aracılığıyla 2 saatlik bir yolculuk sonunda ulaşabilmektedir.
Kayak sporunu sevenlerin favori gezi rotalarından biri olan ilçe içerisinde restoranlar, spor malzemesi kiralayan mağazalar, kaliteli oteller ve eğlenceli spor barları bulunmaktadır.
Oukaimeden’den zirveye modern kayak liftleri ile ya da daha otantik bir biçimde eşek ya da deve sırtında çıkmak mümkündür. Oukaimeden’de turizmin en yoğun olduğu sezon, aralık – mart ayları arasıdır. Eğer ziyaretiniz bu döneme denk geliyorsa mutlaka, önceden otel rezervasyonu yaptırmanız tavsiye edilmektedir.
Ouirgane
Marakeş’in 70 km güney batısında yer alan küçük ve sevimli Berberi köyü Ouirgane, deniz seviyesinden 1000 metre yükseklikte, Yüksek Atlas Dağları’nın üzerinde bulunmaktadır.
Fas’ın büyüleyici doğal güzelliklerini ve Berberi kültürünün otantik hazinelerini içerisinde barındıran bu masalsı köye; araç kiralayarak ya da taksi ile 2 saatlik bir yolculuk sonunda ulaşılabilmektedir.
Ouirgane; yazları serin kışları ise Marakeş’e göre daha ılıman olan iklimi, güzellikleri dillere destan gül bahçeleri, bir sanat eserini aratmayan renkli ve sevimli köy evleri ve misafirperver Berberi kabilesi üyeleri ile ziyaret edilmeye değer bir mekândır.
Ouirgane’de; Atlas Dağları’nın büyüleyici manzarası eşliğinde köy evlerinde konaklamanın, Berberi kabilesinin kültürünü daha yakından gözlemlemenin ve eşsiz kır çiçekleriyle dolu tarlalarda huzurlu ve keyifli bir biçimde şehir hayatının stresinden kurtulmanın tadını çıkarabilirsiniz.

, ,


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar