<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Umut Yavuz &#187; atina</title>
	<atom:link href="http://umutyavuz.net/etiket/atina/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://umutyavuz.net</link>
	<description>Umut Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Jan 2012 16:10:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2</generator>
		<item>
		<title>Yunanistan gezisi notları 2</title>
		<link>http://umutyavuz.net/seyahatlerim/yunanistan-gezisi-notlari-2.html</link>
		<comments>http://umutyavuz.net/seyahatlerim/yunanistan-gezisi-notlari-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 21:27:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Umut Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahatlerim]]></category>
		<category><![CDATA[atina]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://umutyavuz.net/yeni/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan Gezisi notlarına kaldığımız yerden devam&#8230;   Ya biz de Yunanistan gibi olursak? Yunanistan’da son 25-30 yılda Avrupaî pahalılıkta bir hayat tarzına teşvik edilen bir toplum üretilmeye çalışılsa da ekonomik çarklar ve sistemler köklü Avrupa ülkeleri kadar güçlü olmadığından bu sistem dahi işe yaramamıştır. Bu tablo aslında Türkiye için de mühim bir örneklik teşkil etmektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-360" title="000018" src="http://umutyavuz.net/wp-content/uploads/000018-300x202.jpg" alt="000018" width="300" height="202" />Yunanistan Gezisi notlarına kaldığımız yerden devam&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Ya biz de Yunanistan gibi olursak?<br />
Yunanistan’da son 25-30 yılda Avrupaî pahalılıkta bir hayat tarzına teşvik edilen bir toplum üretilmeye çalışılsa da ekonomik çarklar ve sistemler köklü Avrupa ülkeleri kadar güçlü olmadığından bu sistem dahi işe yaramamıştır.</p>
<p><span id="more-331"></span></p>
<p>Bu tablo aslında Türkiye için de mühim bir örneklik teşkil etmektedir. Ekonomimizin güçlü Avrupa ülkeleri kadar sağlam temellere dayanmadığı, üretim ve sanayi sistemlerimizin onlar kadar güçlü olmadığını düşünecek olursak, zaruretlerin haricinde bize dayatılan lüks hayata olan meylimizi bir kez daha sorgulamamız gerektiği ortaya çıkmaktadır. Nitekim Türkiye’de işsizlik Yunanistan’da olandan daha fazla, fakirlik ve millî gelir rakamları ise neredeyse yarı yarıya oranından daha kötü durumdadır. Üstelik Yunanistan’da asgarî ücret, 650 Euro civarında iken Türkiye’de bu rakam hâlâ 300 Euro seviyelerinde sürünmektedir.<br />
BİZE DE DERS OLMALI</p>
<p>70 milyonluk nüfusumuzu da bu ülkeyle kıyaslayacak olursak gençlik hareketlerine ve isyanlarına daha münasip bir buhran içinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Lâkin Yunanistan’daki gençlik hareketleri ve anarşik faaliyetler Türkiye’dekinden daha organizedir. Zira orada cunta yönetimlerine karşı isyan etmiş bir halk kültürü mevcuttur. Bizde ise defalarca darbe ile devrilen demokrasimizi savunmak için bir avuç insan bile sokaklara dökülmemiştir. Yunanistan’da polis kurşunu ile bir gencin öldürülmesinin protesto edilmesi halk tarafından da desteklenir, ancak Türkiye’de son 20 yılda onlarca insanın şaibeli ve şüpheli bir şekilde öldürülmesi, faili meçhullere kurban edilmesi normal karşılanır. Hatta “kurşun atan da yiyen de” kahraman ilân edilir, göklere çıkarılır. Bugün Yunanistan’da sadece örgütlenmiş Anarşist sayısı 6 bin 7 bin civarındadır. Bunlara diğer sol görüşlü örgütlenmeleri de ekleyecek olursanız ve bunu Türkiye’nin nüfus farkıyla da kıyaslayacak olursanız anarşik sol cereyanların bu ülkede çok daha fazla üst düzeyde geliştiğini rahatlıkla görebilirsiniz.<br />
GENÇLERİN ÖFKESİ BÜYÜK</p>
<p>Yunanistan’da geçirdiğimiz iki haftaya yakın sürede vitrin camları ve sokaklardaki izlerden yaşanan olayların büyüklüğünü ve gençlerin öfkesini daha yakından hissetme fırsatı yakaladık. Her ne kadar kırılan camların bir çoğu yenileriyle değiştirilmişse ve ortalık yeniden tüketim cennetine çevrilmek istenilse de izler öyle kolay silinemiyor. Bir çok duvarda yazılar, bir çok binalarda da yangınlardan kalma isler hâlâ durmaktadır. Hatta bazı heykellerin yüzleri protestocular tarafından yakılarak, islerle karaya bulanmış vaziyettedir. Yunanistan’ın başşehri Atina’yı bilenler bilir… Her tarafı kafeler, barlar ve eğlence mekânları ile doludur. Şehir bu görünümü ile aslında sürüklendiği ekonomik çıkmazların göstergesi durumundadır. Bugün Türkiye’de de her tarafta birer abide gibi devasa alış veriş merkezlerinin yükseliyor olması, büyük ölçekte global markaların her yerde karşımıza çıkmaları korkutucudur.<br />
EĞİTİM SİSTEMİ KÖTÜ</p>
<p>Yunanistan’da sohbet etme fırsatı bulduğumuz üniversite öğrencilerinden bazıları ülkedeki eğitim sisteminin de oldukça kötü olduğundan yakınıyorlardı. Eğitim sistemi ve kalitesi diğer Avrupa ülkelerine kıyasla bizim ülkemizde “batı ile doğu illeri” arasındaki eğitim farkı gibi bir fark olduğu söylenebilir. Sözgelimi Atina Politeknik Üniversitesinde okuyan bir öğrenci eğitim imkânlarının, uygulama alanlarının yetersiz olduğundan ve mezun olanların da ciddî mânâda iş sahaları bulamadıklarından yakınmaktaydı.</p>
<p>Aslında Yunanistan’da duyduğum her yakınma ifadesi bana biraz ülkemizi hatırlattı. Evet bizde de bu sorunlar var, hem de daha fazlası dedim sürekli olarak. O halde Yunanistan’da yaşanan olaylara bir de bu açıdan bakılması gerekmektedir. Bizler de bu şekilde olaylarla karşı karşıya kalmamak için içine sürüklenmekte olduğumuz tüketim çılgınlığına bir dur demeliyiz. Gençler olarak da tek yapabildiği ortalığı yakıp yıkmak olan ve haklıyken bu şekilde haksız duruma düşen anarşik cereyanlara kapılmamak için daha dikkatli, bilinçli olmalı ve başıboşluktan ve serkeşlikten sakınmalıyız.<br />
POLİSLER DE İSYAN ETTİ</p>
<p>Bugün Yunanistan’daki olaylar özellikle bizim de oralarda bulunduğumuz günler ve son bir haftada sol görüşlü örgütler ile polis güçleri arasındaki mevzi çatışmalara yerini bırakmıştır. Özellikle olayların yoğunlukla yaşandığı Eksarhia semtinde sık sık çatışmalar yaşanmakta. Birkaç gün önce 6 Ocak’ta artık son bir aydır yaşanan olaylarda hedef tahtası haline geldiklerini belirten polis güçleri de bir protesto eylemi düzenlemiş ve “maskeli ve anarşist” şahıslar tarafından düşman gibi görülmekten ve sürekli saldırıya uğramaktan bıktıklarını dile getirmişlerdir. Kendilerine karşı yapılan saldırıyı kınayan polis memurlarının, Grigoropulos&#8217;un ölmesinin üzerinden geçen bir ay süresince basın-yayın organlarının, güvenlik ekiplerini zor durumda bırakan nitelikte haberler ve yorumlar yayımladıklarını, adeta yangına körükle gittiklerini de ifade ediyorlar. Gerçekten de Yunanistan basını tıpkı Türkiye’mizdeki 1 Mayıs olaylarında basının takındığı tavra paralel olarak olayları yatıştırıcı ve teskin edici yayıncılıktan çok, yangına körükle giden bir tavır takındıkları doğrudur. Olayların en ateşli dönemlerinde özellikle televizyonlarda ve gazete sütunlarında kışkırtıcı ve körükleyici yayınlara sıkça rastlamak mümkündü. Bu noktada da basının genelde sosyalist yaklaşımlı fikirlerden beslendiği gerçeğinin yanı sıra, gündem oluşturan olayları sevmeleri ve gündemin sürekli yoğun olmasının işlerine gelmesi gibi ekstrem sebepler de etkili olabilir.<br />
ANARŞİZM BÜYÜK TEHLİKE</p>
<p>Yunanistan’da geçirdiğimiz günlerde edindiğimiz izlenimlerin genel bir değerlendirmesini yaptıktan sonra yazıya son verirken daha önce yine bu sütunlardan, olayların başladığı ilk günlerde yaptığımız bir tesbiti tekrarlamakta fayda görüyorum: Anarşinin temelinde sefalet, adaletsizlik, eşitsizlik, ekonomik dengesizlikler aranabilir. Bunlar elbette ki anarşiye ve kaosa zemin hazırlayan etkenlerdir ve müsebbibler arasındadır. Ama anarşiye asıl sebep mânevî yoksulluktur. Bediüzzaman’a göre anarşinin temelinde mânevî boşluk vardır. Maneviyatı ve ahlâkı terk edip kendilerini başıboşluğa bırakan, kanun nizam tanımayan lâkayd ve lâubalî insanlar anarşistliğe aday kimselerdir. Bediüzzaman böyle kimseleri uyarır. “Lâubaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir ecnebiye sevdiremezler. Zira mesleksizliklerini göstermiş olurlar. Mesleksizlik, anarşilik sevilmez” der. (Divan-ı Harb-i Örfî, s. 68.)</p>
<p>Bunlar en azından bu maddî ve manevî taunun bizim topraklarımıza sıçramaması için kulaklarımıza küpe etmemiz gereken altın tesbitlerdir. İşçi çıkartanlara, gelir adaletsizliğine ve hortumculuğa teşne olanlara ve gençlerin inançsızlık bataklığına sürüklenmesine göz yumanlara özellikle duyurulur… —Son—</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://umutyavuz.net/seyahatlerim/yunanistan-gezisi-notlari-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yunanistan gezisi notları 1</title>
		<link>http://umutyavuz.net/seyahatlerim/yunanistan-gezisi-notlari-1.html</link>
		<comments>http://umutyavuz.net/seyahatlerim/yunanistan-gezisi-notlari-1.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 21:19:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Umut Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Seyahatlerim]]></category>
		<category><![CDATA[atina]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://umutyavuz.net/yeni/?p=329</guid>
		<description><![CDATA[19 Aralık -31 Aralık 2008 tarihleri arasında Yunanistan&#8217;ın başşehri Atina&#8217;ya yapmış olduğum geziden hasıl olan ve Yeni Asya Gazetesi&#8217;nde de yayınlanan notları iki bölüm halinde sizlerle paylaşıyorum&#8230;     Vahşi kapitalizm isyan ettiriyor     Komşumuz Yunanistan’da polis kurşunuyla bir gencin öldürülmesinin ardından lise ve üniversite öğrencilerinin başını çektiği anarşist cereyanların da tetiklediği protesto ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19 Aralık -31 Aralık 2008 tarihleri arasında Yunanistan&#8217;ın başşehri Atina&#8217;ya yapmış olduğum geziden hasıl olan ve Yeni Asya Gazetesi&#8217;nde de yayınlanan notları iki bölüm halinde sizlerle paylaşıyorum&#8230;</p>
<p> </p>
<p>  <span id="more-329"></span></p>
<p>Vahşi kapitalizm isyan ettiriyor<br />
 <br />
 </p>
<p>Komşumuz Yunanistan’da polis kurşunuyla bir gencin öldürülmesinin ardından lise ve üniversite öğrencilerinin başını çektiği anarşist cereyanların da tetiklediği protesto ve gösterilerin tansiyonunun ilk günlere göre düşme eğilimine girdiği bir dönemde bu ülkeye gittik. Hıristiyanların Christmas tatillerine denk gelen haftadan yılbaşına kadar geçen sürede bu ülkede bulunup çeşitli izlenimler edinme fırsatı yakaladık.</p>
<p>15-16 yaşlarında bir genç olan Aleksis Grigoropulos’un öldürülmesi gençlik hareketleri için bir kıvılcım oldu ve başta Atina ve Selanik şehirleri olmak üzere Yunanistan’ın dört bir yanında ortalığı yangın yerine çeviren çeşitli eylemler düzenlendi. Gençlerin olaya duydukları öfke yer yer çığırından çıkarak anarşist ve yağmacı hareketlere dönüştü. Olayların sonucunda Yunanistan’da normalde rengârenk ve şenlikli bir şekilde geçmesi beklenen Christmas ve yılbaşı dönemleri yanmış ve harabeye dönmüş sokaklar, polisle sürekli çatışan öfkeli gençler ve olaylardan dolayı tedirgin ve demoralize olmuş bir halk kitlesiyle buruk bir şekilde yaşandı. Olayların Yunanistan’a faturası milyar dolarları bulurken, Yunan hükümeti de eli kolu bağlı oturarak büyük yara aldı ve prestij kaybetti.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-358" title="Parthenon" src="http://umutyavuz.net/wp-content/uploads/000013-300x202.jpg" alt="Parthenon" width="300" height="202" /></p>
<p>ANARŞİZM VE KAOS</p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda Paris’in banliyölerinde yaşanan kaos ve gerilim bu kez Atina’yı sardı. Gençlik hareketleri ve anarşist ayaklanmalar tarih boyunca, özellikle de son 200 yılda dünyanın zaman zaman karşı karşıya kaldığı açık bir tehlike. Gençlerin çeşitli vesilelerle kışkırtılmaya müsait duyguları bu şekilde patlak vererek toplumsal kaos ve karmaşaya yol açabiliyor. Daha önceki bir yazımızda “Anarşi” ve “anarşizm” kelimeleri Yunanca “an” (“-sız”, olumsuzluk eki) ve archos’un (“yönetici”) bir araya gelmesiyle oluşan “anarchos” kelimesinden türediğini söylemiştik. Bu kelimenin anlamı da “yöneticisiz” demektir. Nitekim Yunan basını da Atina hükümetini bu olayların önüne geçememekten dolayı oldukça eleştirmiştir.<br />
AVRUPA TEDİRGİN</p>
<p>Ağır ekonomik şartların, işsizliğin, hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliğinin iyiden iyiye bunalttığı gençlerin, bir arkadaşlarının haksız yere öldürülmesiyle çılgına dönerek etrafa saldırmaları ve önlerine çıkan her şeyi yakıp yıkmaları vahşi kapitalizmin temelleri üzerine bina edilmiş Avrupa medeniyetinde büyük bir tedirginliğe yol açtı. Herkes Yunanistan’da olanlardan çok, acaba bu alev bizim ülkemize de sıçrar mı diye alarm durumuna geçti adeta. Bugün olayların üzerinden 3 haftadan fazla bir süre geçmişken irili ufaklı protestolar haricinde Yunanistan’da sükûnetin sağlandığı söylenebilir. Ancak bu halen gençliğin ateşinin ve öfkesinin bittiği anlamına gelmez. Zira onlar bir başka vesileyle yeniden içlerindeki öfkeyi kusabilirler.</p>
<p>Zaten anarşizm kendi ontolojisi itibariyle toplumsal otoritenin, tahakkümün, erkin ve hiyerarşinin bütün biçimlerini bertaraf etmeyi savunan çeşitli politik felsefeleri ve toplumsal hareketleri tanımlayan bir kavramdır. Sokaklarda ise bunun karşılığı ateş, taş ve kandır. Anarşizm yangını bir toplumu sardığı anda onarılmaz ve geri dönülmez hasarlara yol açabilir. Zira tahrip her zaman kolaydır.<br />
GENÇLER NEDEN ÇILGINA DÖNDÜ?</p>
<p>Peki gençler neden bu kadar öfkeli ve çılgına dönmüş gibi her önlerine geleni yakıp yıkıyorlar. Öncelikle bunu sadece anarşizm ve sosyalizm hareketlerine bağlayacak olursak işin kolayına kaçmış ve olayları bu noktaya sürükleyen faktörleri ve süreçleri görmezden gelmiş oluruz. Böyle bir yaklaşım da gelecekte bizim başımıza da gelebilecek bir takım anarşik olayların önüne geçmemizi güçleştirecektir.</p>
<p>Şimdi bir genç düşünün ki, çocukluğundan beridir akranları ile bir yarış halinde sürekli daha başarılı olmak ve birbirlerinin önüne geçebilmek için koşturmak zorunda kalsın. Sınavdan sınava koşturarak, uykusuz geceler ve bunalımlar geçirsin. Zor şartlar altında okuduğu lise ve üniversiteden sonra ise işsizlik girdabına yakalanacağını adı gibi bilsin ve bunun korkusuyla yaşasın. Bütün bu hengamede önüne sunulan tonlarca tüketim malzemesi iştahını kabartsın, elini uzatmak isteyince ise eline bir tokat yesin ve parası olmadığı sürece bunları elde edemeyeceği ve parası olmazsa aslında bir hiç olacağı psikolojisi sürekli beynine ve dimağına işlensin. Bütün haz ve zevkleri tatma hırsı ve arzusu damarlarına acımasızca zerk edilsin ama bunları elde etmek için sistemin gönüllü bir kölesi olması gerektiği söylenilsin. Bütün bunlar olurken de, tüketim girdabına yakalanmaktan başka bir şansı olmadığını anlasın. Alternatifsiz kalan bu gencin psikolojisini bir düşünün…<br />
KAPİTALİZMİN ZEHİRLİ MEYVELERİ</p>
<p>İşte Yunanistan sokaklarında ortalığı yakıp yıkan gençler bir bakıma kapitalist sistemin birer meyvesi olan yahut sistemin gönüllü kölesi olmayı istemeyip, isyan eden gençlerin ta kendisidir.</p>
<p>Öyle vahşi bir sistem ki, ya herkes gibi semeri sırtına, at gözlüğünü de gözlerine takıp köle olacaksın ya da sistemin çarkları arasında bir hiç olarak ezilip, dışlanacak bir kenara paçavra gibi atılacaksın.</p>
<p>Evet işte gençler böyle bir ikilemin içinde isyan ederek, haykırmışlardır.</p>
<p>Dünya ağır bir ekonomik buhranın içinden geçiyor. Bu güne kadar bir kene gibi halkın kanını emen, bir türlü doymayan ve açlıkları bir türlü giderilemeyen büyük ölçekli şirketler bankalar aracılığıyla halkı kendilerine borçlandırarak köle haline getirmek istemişler, ancak emecek başka kan kalmadığı ve artık deniz bittiği için karaya vurmuşlardır. Hal böyle olunca kriz var naralarıyla devletin kaynaklarını da kendi keselerine indirmeye ve halkın ödediği vergilerle yeniden dirilme ve ihya olma hayallerine kapılmışlar ve bu isteklerini de yerine getirmek üzeredirler. İşte dünyadaki ekonomik krizin arkasında yatan acımasız düzen bundan ibarettir. Evet, zaten bugüne kadar krallar gibi yaşayan büyük ölçekli şirketler, halktan kredi alacaklarını tahsil edemeyince bu sefer bunları devletlerden aldıkları hibe ve yardımlarla telâfi yoluna gidiyorlar. Kimileri de işçi çıkartarak, maaş vermeyerek zavallı insanların sırtlarından sözde zararlarını karşılamaya çalışıyorlar. Hal böyle olunca da halkın sırtındaki kambur arttıkça artıyor.<br />
YUNANİSTAN’DA HAYAT PAHALI</p>
<p>Bugün Yunanistan’da hayat oldukça pahalıdır. Avrupa Birliği’ne girdikleri 1981 yılından bu yana millî gelirleri Avrupa ülkelerinin yüzde 75’i civarında iken, şu anda bu rakamlar yüzde 40’lar civarına düşmüştür. Uygulanan ekonomik politikalar halkı tüketime teşvik etmiş, Yunanistan’ı da Avrupa’nın büyük bir pazarı haline getirmiştir. Devasa alış veriş merkezleri, ışıklı vitrinler, global markalar, kafeler, barlar ve gece kulüpleri ile donatılan şehirlerde halkın tek yapabileceği şey parasını harcamak ve daha fazla harcamaktır. Üretim yapmayan, sadece harcamaya teşvik edilen ve Euro para birimine geçmesiyle de iki kat pahalı yaşamaya mahkûm edilen insanlar çaresizlik içinde bankalara ve kredilere yüklenmiş ancak son ekonomik krizle birlikte de her ne kadar doğrudan etkilenmeseler de psikolojik olarak etkilenmişler ve tükenişin sınırına gelmişlerdir.</p>
<p>Evet bugün Türkiye’deki hayat şartlarıyla kıyasladığımızda Yunanistan’daki fiyatlar neredeyse iki katı civarındadır. Yeni iş sahaları ve üretim alanları da açılmayınca işsizlik, geçim sıkıntısı ve dolayısıyla da kitlesel hareketler kaçınılmaz hale geliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://umutyavuz.net/seyahatlerim/yunanistan-gezisi-notlari-1.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

